14 Aralık 2010 Salı

Nostalji (1)...




BİR KIŞ MASALI

(Veysel KAYGUSUZ)






Gaziantep 2 - Beşiktaş 0
        13 Şubat 2010... 


       “Beşiktaş bizi duman edecek, adamlar geçen hafta Gençlerbirliği’ne dört attılar.”


      Ergenlikten gençliğe geçmeye çalışan sivilceli arkadaşın cümleleri, “Doğru söylüyorsun Mamet” ile de tasdiklenince Gaziantepspor taraftarının halet-i ruhuyesi ortaya çıkıyor. Haksız da değiller hani. 

      Tırnak yemeyi yıllar önce bırakmış biri olan beni haftalardır o sinir düellosuna yenik düşüren bir oyunla tırnaklarıma bindiren Gaziantepspor, futbol oyununu ağzımda küfre dönüştüren Gaziantepspor öyle bir başlıyor ki maça akıllara zarar. 

        Hep sakin bir adam olarak izlediğim eski futbolcumuz Ekrem sinir küpü oluyor Olcan’ın karşısında. Gol öncesi birkaç prova ile diş gösteriyor Ekrem’e birkaç haftadır iyi işler yapan Olcan... Daha 9. dakikada Holosko’nun ve Ekrem’in kanadından öyle güzel bir orta kesiyor ki Olcan, Beto geç kalmasa iki dakika önce başlayacağız sevinmeye. Varsın olsun kursağımız kaç doksan dakikayı sindirmiştir iki dakika da bekleyebilir. 

        
      11. dakikada Ekrem'in kafasından seken top Olcan'ın önüne düşüyor, Olcan ceza sahasına ve ön direğe ortasını yapıyor Julio Cesar De Souza takımımızı öne geçiren golü atıyor: 1-0. Cesar’ın alnından öpüyor Olcan; Rüştü defansını alkışlıyor. Ama tribünler bayram yeri... Gençlik 27’nin yaktığı ateş bütün stadı sarıyor.

                
Santra yapılıyor. Artık Beşiktaş üstümüze gelecek yorumları, takımımızın geriye yaslanacağı ezberi altında maçı izlemeye devam... Çarşı takımını yine büyük bir özveriyle desteklemekte. Meşaleler her an yakılmaya hazır yeter ki Bobo,Tabata çıksın ortaya. Ama Gaziantep savunması ileri çıkıyor, orta saha hücum hattıyla iç içe. 
            Tomas soldan gelen topu kafasıyla indiriyor top Cesar’ın çağrısına cevap veriyor olacak ki sekip önünde duruyor. Attığı golden daha kolayını kaçırıyor. Serdar Kurtuluş, kurtuluşu gördüğü maça öyle bir asılıyor ki eski kaptanı Üzülmez İbrahim’i üzüyor.
         İsmail Köybaşı eski tribününe oynamaktan mı yoksa Murat’ın “ceylan sekişli” futbolundan ve baskısından mıdır bilinmez ileri çıkamıyor. Onun dönemediği alanı Sivok kapatmaya çalışırken yine büyük bir hata yapıyor, geriye dönüp kalecisine vermek istediği top kısa düşüyor. Cesar topu alıyor ceza sahasına girer girmez çaprazdan şutunu çekiyor, top az farkla auta çıkıyor, dakika 38... Rüştü bir yaş daha ekliyor yaşına. Ah Cesar ah Julio ah De Souza bırak bencilliği versene geriden gelene, diyor tribün.


        “Bütün bir oyun oynanıyor Kamil Ocak’ta. Top hızlı çevriliyor. Boştaki oyuncu yerinde durmayıp en uygun yere kaçıyor. Hareket var. Planlı, bilinçli, arzulu hareket.” Niye bu alıntılar? Beşiktaş topu kaptığında oyuna sokacak alan bulamıyor. Çünkü Antep birbirine yakın oynuyor. Biraz önceki pozisyondan çok değil 1(bir) dakika sonrası Serdar Kurtuluş yürüyerek hem de Alman panzerlerini selamlayarak geçtiği orta sahadan ceza sahasının önünden öyle bir vuruyor ki Rüştü’nün parmaklarının ucundan sekiyor ikinci golümüz: Korner... 

           Olcan geçiyor topun başına, ceza sahasına ortalıyor; Beşiktaş savunmasından seken topu Serdar, Murat Ceylan’a o da İvan’ın sol ayağına, öyle düzgün vuruyor ki İvan, Rüştü’nün parmak uçları ikinci defa terliyor. Sanki hareketli bir yap-boz izliyorum. Oyun akıyor. İşte bunun adı total futbol... Bu oyunda Olcan da var oluyor, Julio da hatta Serdar da... Bu 45’in artısı 1 oluyor. Çıkıyoruz dışarı, bir sigara yakıyorum. Demli bir çay… Beşiktaşlı yazarları dinliyorum: Bilal Meşe ikinciyi yersek çıkaramaz bizimkiler diyor. Yusuf girer halleder şimdi diyor ulusal kanal yorumcusunun biri.


          İkinci yarı başlıyor. İsmail yerini abisi Yusuf’a bırakıyor. Tribünlerde bir telaş. Girdi çalım ustası... 51. dakika... Kornerler de asist sayılıyor artık. Olcan ikici asistini Deumi’ye yapıyor. Toraman’ın kaçırdığı Deumi golü köşeye bırakıyor. Rüştü’nün parmakları o kadar da uzamıyor. Artık rahatlıyoruz takım ve bizler. Bütün stat kırmızı siyah... 
         
         Gençlik 27: “Demirören Yeter!” diye bağırıyor. Onlardan beklemediğim bu ironi beni keyiflendiriyor. Beşiktaş ilk gol atağını Holosko’nun yerine giren Nobre ile buluyor 72. dakikada. Sonra bir daha deniyor paslı bir ayak meşgul bir kafa… Olmuyor, iyi ki olmuyor. 

                 Birkaç cümle de “karşı” cepheye:

     Maçta Yusuf ve İbrahim Üzülmez’in organizasyonlarını izlemek de keyifliydi kendi adıma. Telefon kulübesinde  bile çalım atabilir denen Yusuf, bunu ispatlarcasına sol kanatta güzel işler yaptı. Oyunu güzelleştiren unsurlara İsmail ve Tabata’nın kırmızı siyahlı tribünlere çağrılışını da eklemek gerekiyor. 


       
      
        Beşiktaş’ın işlemeyen orta sahası, hep üzülerek izlediğim ve bizim Fırat’ın: “Yanlış yerde oynatılıyor, Bobo’nun arkasında oynamalı, ne işi var defansın önünde!” dediği Tabata’nın iyi niyetli ama boş koşuları, Gençlerbirliği maçının yanıltıcı aksi, Alman panzeri mi kazması mı olduğu tartışılan Fink ve Ernst ikilisinin bölgeler arası bağı kuramayışı, yardımlaşma teorisinin pratiğe yansımaması 2-0’lık sonuca sevinen Beşiktaş taraftarının direklere şükredişi…

          Çarşı ne yapsın? Baktı ki meşaleler dönüş yolunu aydınlatmayacak 80. dakikada 3000 taraftarını aydınlattı, sahadaki karanlık Beşiktaş futboluna inat.

        Bir kış masalını andıran bu güzel oyunu bizlere yaşatanlara minnettarım... Yalnız herkesin bildiğini tekrarlamış olacağım; ama sürekliliği olmayan bir oyunun puanlar olarak hanemize dönmeyeceği aşikar... Kasımpaşa maçının bu oyunun sanal bir şey olup olmaması anlamında iyi bir turnusol olacağı da kesin. Futbolu güzel bir oyun olarak gören iki takımın mücadelesini merakla bekliyorum. 

          Sağlıcakla ve oyunla…



NOT: Gaziantepspor resmi dergisine Beşiktaşlı bir taraftar olan benim, Gaziantepspor için yazdığım bir Gaziantep-Beşiktaş maçı yazısıdır.

1 yorum:

  1. herşey tamam da hocam bu tepkiler kısmında niye kötü veya benzer olumsuz kutucuklar yok...:))yani bunun anlamı burda beyenmeyeceğiniz hiçbirşey yok demek mi oluyor..:):)

    YanıtlaSil