16 Ocak 2011 Pazar

SporToto Süper Lig "Apertura" Değerlendirmesi (4)...


     2010-2011 Sportoto Süper Lig'in ilk yarısının değerlendirmesini bulacağınız bu çalışma, 4 (dört) bölüm halinde yayına hazırlanmış olup sıralamada "Puan Cetveli" esas alınmıştır...

     Bu dördünce ve son bölümde "Gençlerbirliği, Sivasspor, Konyaspor, Bucaspor ve Kasımpaşa..."

      Yorum, eleştiri ve önerilerinizi paylaşmanız dileğiyle...

Gençlerbirliği: 

Behçet Ç., Gençlerbirliği maçından geliyor.
       "Bir Ankara Polisiyesi"nde Behzat Ç.’nin “Benim Arsenal’im” dediği başkent ekibi, hücumcularının “golden uzak” (16 gol attılar),  savunmacılarının ise “gole yakın” (28 gol yediler) olduğu bir devreyi doğal olarak beklenenden uzak bir yerde tamamladı.

    
        Thomas Doll’dan ayrıldıktan sonra beklenmedik biçimde yardımcısı Zumdick ile yola devam kararı alan takımda Ermin Zec’in uyum sorunu ve Mustafa Pektemek’in bitmeyen sakatlığı sıkıntı yaratırken, Hurşut Meriç’in hücumdaki çabası da bir yere kadar…

1977'den beri kulüp başkanı...
      14 Mart 1923'te Ankara'da kurulan, Cumhuriyet ile aynı yıl kurulması nedeniyle "Cumhuriyet Takımı" olarak da anılan takımın başkanlığını 1977'den beri, yani 34 yıldır İlhan Cavcav yürütmekte... Cem Karaca'nın ölümünden önceki son dönem parçalarından olan "Süleyman Hep Başbakan" şarkısı, futbolumuz adına İlhan Cavcav için de rahatlıkla söylenebilir.        

Sivasspor:


Alt yapısı olmayan her şey çökmeye mahkum...
       İlk yarı itibariyle aldıkları sonuçlara baktığımızda "Bülent Uygun sonrası" sendromunu hala atlatamadılar. Bir iki sezon önce "şampiyonluğu" ve "şampiyonlar ligi"ni kıl payı kaçıran takım, iki sezondur "BankAsya heyulası" ile yatıp kalkıyor.

      Mesut Bakkal’la Cimbom galibiyetinin arkasını bir türlü getirememenin sancılarını da çektiler ve nihayetinde Bakkal Hoca gitti. Memleket uşağı Rıza Çalımbay’la yola devam ediyorlar.

     Yedikleri 32 golle ilk devrenin en çok gol yiyen ikinci takımı durumundalar ki bu kaleci ve bu stoperlerle az bile… 25.000 Euro nedeniyle Gaziantepspor’un kapısından dönen, eski Hacettepeli, gurbetçi oyuncu Kadir Bekmezci orta alandaki mücadelesi ile forvette ise Bolivyalı Pedriel takımın dikkat çeken oyuncularıydı ilk devrede…

Konyaspor: 

Nalçalılar, Konyaspor'un "başarısı"nı bekliyor...
      Akşam gazetesinden sevgili Ali Ece’nin futbol literatürümüze kazandırdığı “Ziya Doğan ve 7 ön liberolar” yine iş başındaydı. Bir kent takımı olarak başarılı olmasını dilediğimiz takımlardan biri olan Konyaspor da maalesef bir türlü beklenen çıkışını yapamadı. Zaten mevcut teknik kadronun da öyle bir “hayali” yok, oynanan oyundan anladığımız kadarıyla.

"Benim sadık ön liberom Ayman'dır, Ayman..."
      Lige renk katmaktan uzak görüntüsüyle ve yakışıklı Alaman hoca Schuster’in "1960 model futbol" oynamakla itham ettiği bir takım hüviyetinde, halinden memnun yoluna devam ediyor. Montona ve Peter Grajcıar’ın gole dönük performanslarıyla düşme hattından belki uzaklaşabilirler.

Bucaspor:

Taraftarlık, İtalya'da "ultras", İngiltere'de "holigan",
Arjantin'de "barras bravas" olmaktır.
        
     1928 yılında kurulan memleketin "tarihi" kulüplerinden birisi İzmir temsilcisi... Sportoto Süper Lig’e “batıda Barca, doğuda Buca…” sloganları eşliğinde çıkan Bucaspor, Bülent Uygun tarafından "cami kapısına bırakılmış evlat gibi" ortada bırakıldı sezonun ilk çeyreğinde…

        Sivas’tan sonra Buca diyarında da Bülent Uygun “persona non grata (istenmeyen adam)” ilan edildi hemencecik. Bir otobüs dolusu adamı transfer ettikten sonra var mı öyle tüymek?

      Samet Aybaba yönetiminde düzlüğe çıkma çabaları ilk devre sonu itibariyle sonuç vermedi; lakin ikinci yarı yeni transferlerin de katkısıyla “asansör” pozisyonundan çıkabilirler. “Bizim” Beto’nun oradaki canlı performansı da ayrıca bizler adına izlenesi, merak edilesi bir durum yarattı; yani aramızda bir bağ oluştu Bucaspor’la…Ligin "eski" golcülerinden Cenk İşler ve yeni transfer Brezilyalı stoper Gomez'in takıma neler katacağını hep birlikte göreceğiz.

Kasımpaşa:

Kasımpaşa'nın "Apaçi" lakaplı taraftar grubunun bir çalışması...
Taraftarlık, egemen medyaya alternatif oluşturmaktır.
       1921 yılında kurulan kulüp, “çok büyük başarılara imza attıkları için” ligimizde örneklerine sıkça rastlanan “'başarının sahibi benim ulan”' biçiminde tezahür eden teknik direktör egoizmine kurban gitti, bu sezon… Geçen seneki taş gibi takımı dağıtan Yılmaz Vural "sayesinde" ancak düşmemeye oynayabilecek, dirençsiz bir takım oldular ki bu sezon yedikleri goller sayesinde her maçları iddia tabiriyle “üst” bitti. Tek çiçekle bahar olmaz hesabı, bir tek Yekta Kurtuluş’la bu ligde tutunmaları zor görünüyor.


       Mevcut görüntüde BankAsya'nın en büyük adayı konumundalar. Gerçi, Ziraat Türkiye Kupası maçlarında da bir kez daha gördük ki memleket futbolunda hiç de öyle üst lig-alt lig uygulaması yapmaya gerek yok... Futbol kalitesi bakımından liglerimiz arasındaki mesafe oldukça daralmış durumda...

       "Yılmaz Vural'la yolları ayırmak takımın geleceğine nasıl yansıyacak?" sorusu, ikinci devrede Kasımpaşa adına futbolseverlerin cevabını en çok merak ettiği soru olacak...

1985 yapımı "Gurbetçi Şaban" filminden bir Yılmaz Vural karesi...
Bu filme dair, NTV’de yayınlanan “Spor Aşkı” programına konuk olan Y.Vural:
“O filmde çaresizlikten oynadım. Küçük bir rolüm vardı, 40 mark almıştım.
Allah’tan porno çekmek zorunda kalmadım!” demişti.
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder