2 Şubat 2011 Çarşamba

Boring Boring Gaziantepspor…

Boring Boring Football...
(Gaziantepspor 1 - Gençlerbirliği 1)

Arsene Wenger
(Aptal insanlara başarılı olma şansı verirseniz, 
bu başarılar onları zekileştirmek yerine daha da aptal hale getirir.)
Kulüplerin tarihinde dönüm noktaları vardır, bilirsiniz. Birileri gelir, kulübün kötü giden makûs talihini değiştiriverir. Bu şanslı kulüplerden birisi de –tartışmasız- İngiltere Premier Ligi’nin 1886 yılında kurulmuş anlı şanlı takımlarından Arsenal’dir… Kuruluşundan tam yüz yıl sonra -1996 yılında- takımın başına Fransız teknik adam Arsene Wenger geçer. Wenger öncesi dönemde Premier Lig’de oynadığı her maçta Arsenal’e hem kendi hem de rakip taraftarlarca “boring, boring Arsenal” tezahüratları yapılır(mış)… Dilimizdeki karşılığı “sıkıcı, sıkıcı Arsenal…”

Mamadou Niang 
(Beni yak, kendini yak, Mamadou Niang!..)
Sonrasını biliyorsunuz zaten, dünya futbolunun gıpta ettiği bir altyapı organizasyonu ve pozitif futbolun günümüzdeki en dinamik takımlarından biri ortaya çıkar. Eski Marsilyalı, yeni FB’li M. Niang’ın yakın zamanlı bir röportajında vurguladığı üzere: “Televizyondan maç seyretmeye olan ilgimi tamamen kaybettim. Tabii Arsenal, Barcelona, Real Madrid gibi takımların maçları olunca seyrediyorum. Çünkü o maçlarda seyretmeye değecek bir şeyler muhakkak oluyor; ama onun dışında maalesef...” 

* * *

Gaziantepspor 1 - Gençlerbirliği 1
Soğuk bir kış akşamında kırmızı siyahlı iki takımın mücadelesine tanıklık etmek üzere Kamil Ocak’a giderken son dönemin popüler dizilerinden “solcu” Kurtlar Vadisi olarak da lanse edilen  "Bir Ankara Polisiyesi"nde Behzat Ç.’nin “Benim Arsenal’im” dediği başkent ekibinin neler yapabileceğini aklımızdan az çok kestirebiliyorduk.

Nitekim karşılaşmanın henüz ilk dakikalarında ilk kontra topta Gençlerbirliği’nin 88 sırt numaralı ara dönem transferi Mununga, Sportoto Süper Lig’in en iyi kalecisi Karce’yle tanıştı. Maç boyunca da başkent ekibinin fotokopi misali hücumlarına tanıklık ettik maraton tribünlerinden…

Bizim kırmızı siyahlılarda ise olup biten yeni bir şey yoktu, maalesef… Bir gözümüzle yeşil zemindeki 21 adamı izlerken, diğeriyle de en gıcır ve kulüp tarihinin en pahalı transferi Wagner’i izledik 90 dakika boyunca. Sportoto Süper Lig’deki ilk maçında ürkekti… Ayağında top tutmayıp kısa paslarla işi götürerek maçı tamamlamaya çalıştı. Diğer maçlarda da gözümüz üstünde olacak.

Evrensel versiyonu "total futbol", memleket versiyonu "topal futbol..."
Diğerleri mi? Ezberlediğimiz gibi… Karce yine üç dört tane önemli gol pozisyonunda ustalığını sergiledi, Danny soğukkanlılıkla savunmayı toparlamaya çalıştı, Elyasa rakip sahaya geçmemek için “sezon başında ettiği yemin(!)”e sadık kaldı, Orhan Gülle-Murat Ceylan ikilisi oyunbozanlık etti, “ölürüm de pas vermem modu”ndaki Popov yine kendi kendine oynadı, İsmael Sosa sahanın kendine ayrılan bölümlerinde iyi niyetli koşular yapıp bir iki gol denemesine girişti, takımın en üretken çifti İvan-Olcan Adın ikilisi de diğerlerine ayak uydurunca “1 atıp yatalım, üstüne de 3 puan alalım” anlayışında tam bir Tolunay Kafkasvari takım oyunu çıktı ortaya…

        Kamil Ocak tribünlerine gelen az sayıdaki taraftar grubu “sıkıcı sıkıcı Gaziantepspor” tezahüratından bi-haber hem oynanan oyundan hem de bu kritik maçta alınan 1 puandan memnuniyetsiz olarak evin yolunu tuttu, yine...

Yapılan “ağır transferler”den (bakınız Popov, İsmael Sosa, Wagner, Karce, Emre Güngör transferleri) -belli ki- İbrahim Kızıl yönetiminin de desteğini tamamen arkasına alan Tolunay Kafkas, Gaziantepspor’u yeniden biçimlendirmeye uğraşıyor. Ancak, oyun mantalitesine dair sorunlar olduğu aşikâr…

    Bilindik kalıplaşmış oyun kurgularının biri bırakılıp diğerine geçiliyor. Gaziantepspor, adeta “kırmızı siyah bir laboratuvar” işlevi görüyor. “Deneysel Futbol” savunduğumuz bir kavram olsa da bunun “denenmişler” üzerinden yapılmasının “ileri gitmek” adına sonuç alıcı olduğu şüpheli… TFF’nin “Tam Saha dergisi”nin son sayısında Şenol Güneş: “Düşünce devrimi yapmamız gerek.” derken adeta derdimize tercümanlık ediyor.

* * * 

Gaziantepspor - Galatasaray maçı perşembe 21.30'da… TFF’deki efendiler, bu soğukta o saatte maç mı olur?.. Zaten kura çekimini de organize edemeyip çeyrek final heyecanımıza limon sıktınız. En iyisi beyler, sarı kart çıkmayacak bir pozisyonda kırmızı kart çıkarma absürtlüğüne imza atan hakemlerinizi de alıp gidin…

* * *

 Geçtiğimiz aylarda babasını kaybeden tribünlerimizin “Beto sonrası yeni sevgilisi Julio Cesar” bu kez kız kardeşini Brezilya’da bir trafik kazasında kaybetmenin acısını yaşadı. Dün apar topar Brezilya'ya giden Julio Cesar’a başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz. 

1 yorum:

  1. Teknik direktörü Tolunay Kafkas olan takımın taraftarı çok sabırlı olmalı. Ummadığı maçlarda ummadığı kazançlar da yaşayabilirler tam aksi en olmadık rakibe puan da kaptırabilirler. İşte Gençlerbirliği örneği.

    Ayrıca son satırdaki alıntılamana tamamen katılıyorum, elimizdeki büyük potansiyeli Avrupa futbol arenasında kullanabilmek için "Düşünce devrimi" şart!

    YanıtlaSil