21 Nisan 2011 Perşembe

Ben senin kupayı alabilme ihtimalini sevdim…

Ben senin kupayı 
alabilme ihtimalini sevdim…


"kuşlar peru’ya ölmek için uçar” der İlhan Berk…

Kırmızı-Siyahlı renklere gönül vermiş taraftarlar da 3-0’lık maçın rövanşından bir mucize çıkarma peşindeki takımlarına omuz vermek üzere Kamil Ocak’a akın ettiler kuş misali… İnanmamış olsalardı, tribünleri öyle hınca hınca doldururlar mıydı? Sezon başından beri (takımın en kötü zamanlarında dahi) Tolunay Kafkas bizleri buna o kadar inandırmıştı ki: “Kupa, Antep’e gelecek…

3-0’lık ilk maçtan sonra Beşiktaş gibi ligde ununu elemiş, eleğini asmış bir “dünya” takımını eleyebilmek, en azından eleyebilme umudunu maça kadar taşıyabilmek adına “gel Beşiktaş gel” çağrımız az daha karşılığını bulacaktı ilk 30 dakikalık bölümde…

Cenk Tosun'un 5.dakikadaki golden sonra umuda koşusu...
Olcan Adın’ın 5. dakikadaki golüyle ve sonrasında takımın iştahıyla bir “Nihavent Mucize”ye tanıklık etme heyecanı sardı tribünleri… Ta ki Serdar Kurtuluş’un Grup Duman’ın “Manası Yok” şarkısını hatırlatır cinsten sebep olduğu penaltıya kadar… Sonrasında “çıkmayacak candan umut kesilmez”e evrilen hissiyatımız, Karce’nin de doğru köşeye uzanışına rağmen sonuç vermeyince “manası yok artık bu maçın” moduna girdik hepten…


Neyse 40 yıllık mazisine “rütbe değeri yüksek” bir kupa sığdıramamışsa da, Misak-ı Milli sınırlarının dışında çok fazla arz-ı endam edememiş olsa da takımın bu sezon futbol adına “pek doğru” değilse de “pek güzel” işler yapmaya çalışmasıyla kendimizi avuturuz elbette… Kazanmak için gerekli doğrulardan önce, kazanırken sergilenen futbolun güzellikleri her daim evladır bizim için… “Güzel kaybetmek” de kabulümüzdür, Hollanda misali…

Şüphesizi ki futbolun ve dahası bir takımı tutmanın “manasız” sevdasının, takımın müzesindeki kupa sayılarına bağlı olmadığını gösteren en iyi göstergelerden biridir hınca hınç dolu tribünler… Öyle olmasaydı; Tottenham, Udinese, Borussia Dortmund, Newcastle United gibi takımlar yıllardır şampiyonluk kazanamamasına, müzesine herhangi bir kupa götürememesine rağmen hala tıka basa tribünler önünde futbol oynayabilir olmazdı; kombine dâhil, maç biletleri de yok satmazdı.

Kamil Ocak tribünleri umudun türküsünü söylerken...
           Bu sezon “kupa sevdamız” istemediğimiz gibi sonuçlanmış olsa da yeniden yapılanma sürecini kimi eksiklerine rağmen sağlıklı bir biçimde sürdürdüğünü düşündüğümüz Gaziantepspor için lig 3.lüğünün yakın gelecekteki en cazip hedef olarak durduğunu hatırlatarak/yineleyerek bitirelim…

O kupa Antep'e bir gün gelecek, hoca...

4 yorum:

  1. oguzhaneda Eda Oğuzhan

    yazmış ya o kupa birgün gaziantepe gelicek diye..inanmak başarmanın yarısı...

    YanıtlaSil
  2. CemKirgiz midaskral.blogspot

    Haftanın Öne Çıkanları 21.04.2011 http://midaskral.wordpress.com/2011/04/22/hc/

    Beton Ali Harikalar Diyarında: İsmi kadar ilginç bir blogdan çok güzel bir maç değerlendirmesi…Kaybetmek keşke hep böyle karşılanabilse !

    YanıtlaSil
  3. MertPrlant Mert Pırlant

    reyiz yazın çok başarılı. Futbol romantiği havası seziyorum yazılarında ve bu çok hoşuma gidiyor açıkçası :))

    YanıtlaSil
  4. CemKirgiz midaskral.blogspot

    Cok siki bir destek gelicek sevdigim bloglar icin yarin ya da cumartesi yeni bir projem var sen de bunlarin icindesin

    YanıtlaSil