17 Nisan 2011 Pazar

Öyle kolay bir sanat değildir, futbol…

Öyle kolay bir sanat değildir,
futbol…
5 sezondur adeta “Kaybedenler Kulübü”ne dönen Gaziantepspor, özellikle bu sezonun ikinci devresinde Tolunay Kafkas teknik heyetinin düşünsel değişimi ve İbrahim Kızıl yönetiminin “doğru” transferleriyle küllerinden yeniden doğan bir Anka kuşu misali “Kazananlar Kulübü”ne doğru evirilmeye başlamıştı. Hatta uzun zaman devam eden “evinde maç kazanamama sendromu”nu dahi atlattı derken, bu defa da “deplasman fobisi” baş gösterdi. Son 4 deplasmandan da eli boş dönüyoruz: Buca, Karabük, Beşiktaş (kupa maçı) ve FB…

Cumartesi akşamı, ligimizin en “faydalı” yabancılarından Alex sezonun en kötü maçını çıkartırken bunu değerlendirmek gerekiyordu; çünkü kötü bir Alex, bizim için “iyi bir şans” demekti, olmadı.

Kötü bir Alex,
bizim için “iyi bir şans” demekti, 

olmadı.
FB’nin önde basarak başlama anlayışına karşılık, direnmek telaşıyla hücum etmeyi, kendi oyununu oynamayı unutan bir takım vardı ilk 45 dakikada… Üstüne üstelik, 4-2-3-1 dizilişindeki “3”lüler Olcan Adın – Wagner - Popov (İsmael Sosa) topu ileri taşımada işlevsiz kalınca en uçtaki Cenk Tosun (Paşa) FB’nin yeşil vadisinde bir başına kaldı.

İkinci yarıda hücum bölgesindeki üçlünün ileriye top taşımaları gerektiğini hatırlamalarıyla toparlanmış görünse de Kırmızı-siyahlılar, gollük durumları tabelaya yansıtamayınca olan oldu ve “geliyorum geliyorum” diyen FB’nin golü canımızı en çok yakacak zamanda geldi.

Maçta; pas, şut, topla oynama, gol pozisyonu gibi bütün istatistiklerde FB, neredeyse bizimkileri ikiye katlamış durumdayken sadece gol durumunun eşit olması da adilâne değildi zaten… İlk 45 biterken %66’ya, %34’tü topla oynama oranı… İkinci yarıda bizimkiler, “topa sahip olabilirsiniz; ama ruhumuza asla” anlayışıyla savunma yapmaya değil, direnmeye devam etseler de sonuç kaçınılmazdı. Sonuçta “savunma futbolu” ile “direnç futbolu” aynı şey değildi.

İlk yarıda gördüğümüz 6 sarı karta baksanıza: İki stoper (Emre / Dany) ve iki ön libero (M Ceykan / Hürriyet)… Bu kritik bölgelerdeki kartlar, takımın ikinci 45’te direncini sınırlandırdı ve bir yerde kırmızı kartın da habercisi oldu. 9 kusurlu hareketle 9 sarı, bir kırmızıyla tamamlanan maçta hırçınlık zirve noktasını gördü bizimkiler adına. Birkaç sezon önce Fair-play ödülünü almış bir takımın koca sezonda gördüğü toplam kart sayısına ulaşıldı neredeyse… 
Beşiktaş'ın "Sarı Melek" hocası Schuster:
"Lugano’nun olduğu her pozisyonda provokasyon vardır.


   Geçenlerde -maalesef- uçağa bindirip yolladığımız teknik adamlar kervanına katılan Beşiktaş’ın “Sarı Melek” hocası Schuster’in Türkiye'deki en doğru analizlerindendir: "Lugano’nun olduğu her pozisyonda provokasyon vardır.” Son maç, bunu bir kez daha doğruladı. Lugano kendi taraftarından bile küfür yiyorsa ciddi bir sorun vardır zaten, onu da FB’nin çokbilmiş “aziz” uleması düşünsün artık… Uruguay’da judo salonu çalıştırdığını öğrendiğimiz Lugano sayesinde Tarantino Usta’nın “Kill Bill” serisinden aşırılmış sahneler izledik 96 dakika boyunca…


Tolunay Kafkas’ın Edward Norton’un “Amerikan History X”deki halini andıran takım elbiseli duruşu da maç dışında dikkatimizi çeken ayrıntılardandı.


Sonuçta sezonun ilk yarısında 9 puan aldığımız ligin sarı-lacivert 3 takımından (Buca, AGücü, FB), ikinci sezonda sadece 3 puan alabildik. Kupa maçındaki 3-0’ın rövanşı için çarşamba günü Kamil Ocak’ta “Bizim Büyük Çaresizliğimiz”e derman olacak bir Gaziantepspor izleyip finale çıkmak dileğiyle yazıyı noktalamadan önce FB maçına dair en sahici Twitter yorumunu da paylaşıp bitirelim: “İnanın Antep normal oynadığı güzel forvet oyununu oynasa maç çok güzel olur, belki Antep kazanır ama bu oyun falan değil Antep'in oynadığı.” CemKirgiz midaskral.blogspot’tan…

Dany-Niang mücadelesi...
Arka fonda Wagner ve yeni imajıyla Tolunay Kafkas

FB golünden sonraki arbede -1
FB golünden sonraki arbede -2

5 yorum:

  1. Entabi diyor ki:

    Yazini okudum, sag ol.

    Cok yazik oldu takima! Son saniyelerde Emre’nin ofsayiti bozup, Elyasa’nin da topu seyretmesi sonrasi ucuz bir gol yedik.

    Hakem oyuna iyi basladi ama sonar FB taraftarinin etkisi altinda kaldi ve yanli kararlar verdi. Lugano denen mahlukati hem Olcan’a attigi kasti dirsek, hem de Wagner’e yaptigi sari kart ve daha sonrasinda da kasten rakibin ayagina basmaktan direk oyundan atmasi lazimdi.

    Murat’a da topa vurup, ikinci sariya sebep olmasinda dolayi cok agir ceza verilmeli. Hakem zaten taraftarin baskisi altindayken, bu sekilde kart gormesi affedilir bir sey degil.

    Tolunay Hoca’ya da bir cift sozum var:

    Yetmedi mi artik bu takimi Elyasa denen, Bank Asya’da bile oynayamayacak bir ile surekli eksik birakmak? Bu adamin oynadigi tum maclarda hic bir olumlu hareketi olmadigini herkes goruyor. Sen goremiyor musun yoksa gormek mi istemiyorsun? Neden bu adamda israr ediyorsun? Hic olmazsa genclerden birini oynat da ileriye yatirim olur.

    Yine, Emre denen (ve geldigi ilk sene sacma bir sekilde ikinci kaptan yapilan) ve ayagina gelen her topu, bilincsizce, korlemesine uzaklastiran ve o toplarin tehlike olarak geri donmesine sebep olan bir oyuncuya ne demeli? Macin ilk dakikasindaki kontrolsuz mudahelesi penaltiyd. Yine yenilen golde ofsayiti bozan da, onceki maclarda oldugu gibi yine kendisiydi.

    YanıtlaSil
  2. Mesut Oktay diyor ki:

    Fenerbahçe, Gaziantep karşısında adeta öldü öldü dirildi. Uzatmaların son dakikasında bulduğu golle altın değerinde 3 puanı hanesine yazdırdı.
    Zor maç oldu diyorlar. Skor açısından bakarsak tespit doğru. Ancak Antep’in zor bir rakip olduğunu söylemek zor.
    Fenerbahçe, 90 dakika boyunca rakibi karşısında üstün oynadı. Zaten Antep gol atayım derdinde değildi. Resmen beraberlik için gelmişlerdi Saraçoğlu’na.
    Peki Fenerbahçe neden zorlandı?
    Tamamen beceriksizliğinden!
    Kaçan goller ve gol yollarında aceleci olunması işi zora soktu.
    Haftalardır, Stoch’un neden yedek kulübesine hapsedildiğini sorguluyorum.
    3 puanın mimarı Stoch'u taktimimdir..
    Solkanatta oynaması gerekirken, son dakika da sağ taraftan öyle bir şut çekti ki, direkte patladı. Dönen topu boş kaleye göndermekte zor olmasa gerek.Maçın hakemi Hüseyin Göçek Fenerbahçe’nin 2 penaltısını vermeyerek maçı resmen katletti. Lugano’nun bu maçta 90 dakika oynaması da bir mucizeydi. Rakibine dirseği ile vurmasını orta ve yan hakem es geçti. Lugo'nun ikinci sarıdan kırmızı görerek atılması gerekirdi.
    Hakem Göçek, bol sarı kart vermesine rağmen maçın kontrolünü kaybetti. Berbat bir maç yönetti.
    Gaziantep, haddinden fazla sert oynadı. Oyunu çirkinleştirmek için herşeyi yaptı. Gol sonrası, yedek kulübesinden tribünleri kışkırtan hareketler de bunun en bariz örneğidir.

    Fırat abi alex kotu demışsın ama sen bılıyorsun kı hürıyet markaj alıtında hurıyet ankrasporda ankaraguucnde aynısı yapıyordu ve başarıyordu..
    Fenerbahçe, herşeye rağmen haftayı kayıpsız kapatarak, şampiyonluk mücadelesini sürdürüyor.
    Lakin bu futbolla daha ne kadar gider, bilmiyorum...

    YanıtlaSil
  3. CemKirgiz midaskral.blogspot

    Super yazi Firat tek kelimeyle yazi uslubunu cok begeniyorum

    YanıtlaSil
  4. UzunPaslar Göksel Sert

    Tolunay, Edward Norton benzetmene bittim. Bir de kafada bereyle çok enteresan duruyordu.Meşhur tüpçü yeleğinden sonra bu haftaki değişim sağlam oldu. hani şişik, kırmızı bir yeleği vardı ya o :) bu tanımla anlaman lazım yoksa başka bir tarif aklıma gelmiyor :)

    YanıtlaSil
  5. CemKirgiz midaskral.blogspot

    Hocam onurlandırmışsın yazıda çok teşekkür ederim, yazıyı da çok beğendim bilmediğim güzel bilgiler vardı. Yazı üslubun çok güzek bu arada hiç sıkmadan, güzel benzetmelerle yazmışsın. Ben de çoğu zaman öyle yazmaya çalışırım

    Bu arada blogdaki music box düşüncesi muhteşem...
    bu arada bizim yeni programa da senin yorumlarini bekliyorum, Senden de bahsettik bu arada programda

    YanıtlaSil