25 Nisan 2011 Pazartesi

Reenkarnasyon ve Sol Göğsünün Altındaki Cevahir

Sol Göğsünün Altındaki Cevahir

Gaziantepspor 2 - Antalyaspor 1
        Son yıllarda modern ideolojilerin itibarını da yitirmesiyle iyice popülerleşmeye başlayan Doğu felsefelerinin kilit kavramlarından olan “reenkarnasyon”, bu pazar Kamil Ocak Stadyumu’ndaki Antalyaspor maçında halet-i ruhiyeyi en iyi açıklayan kavram gibi göründü bize…

Yıllardır yapılan transferlere, verilen vaatlere; hatta alınan cafcaflı galibiyetlere rağmen eksik bir şey olduğu aşikârdı takımda… Gidişat son günlerin moda deyimiyle kimseyi tatmin etmiyor”, ağızda Antep mutfağına yakışmayan bir şekilde sebzeli yemek sonrası yaşanan “yavan bir tat”  bırakıyordu.

Pazar günkü reenkarnasyon hali, 1978’in Kırıkkale deplasmanında ilk şampiyonluğun ruhunu, 1989’un ikinci defa Birinci lige rücu eden  havasını ya da 2001'in 1.lig şampiyonluğunu kovalayan takımını, gerek saha içinde gerek kulübede; ama en önemlisi tribünde yeniden yakaladığımızı gösteriyordu.

Demek ki yüzyılda bir gelen Mehdi gibi, bizim takımın ruhu da 10 yılda bir bizi ziyaret ediyordu. Bedenler değişikti; ama ruh o geçmişin coşkulu moduna girmiş bir haldeydi. Ve yıllardır sorulan sorunun, “neden olmuyor”un cevabı bulunmuştu.

Cenk Tosun 1.golden sonra santraya koşarken
2.golün hesabını yapıyordu belli ki...

Öyle ki yıllar sonra bir Anadolu takımı ile oynanan maçta tribünler hınca hınç doluydu. Evet, Fenerbahçe’ye kaybetmiştik, kupada Beşiktaş’a elenmiştik. Beklenen, taraftarın takıma buruk olması, pazar gününü geleneksel mangal pikniği (sahra) ile tamamlamasıydı. Ancak yakalanan inanç ile bu yenilgiler herhangi bir olumsuz havaya yol açmamıştı. O kadar ki “futbol dilencisi kitleler”in aşka geldikleri zaman sergiledikleri  1986 Dünya Kupası’nın sembolü “Meksika Dalgasını gayr-i ihtiyari bir şekilde tribünler yapıvermeye başlamışlardı. Kamil Ocak tribünleri üzerindeki tozu toprağı atarak futbol kimliğinden uzak duruşuna son verip yeni ve görkemli bir karaktere bürünüyordu.

Maça cezalıların ve sakatların etkisiyle ligin ikinci yarısından itibaren istikrar kazanan kadrodan oldukça farklı bir dizilişle çıktı Gaziantepspor... O kadar ki İvan de Souza sağ açıkta oynadı desek, durum yeterince anlaşılır sanırım. Bunca değişikliğe rağmen oyunun ilk yarısında maçı koparacak pozisyonlar buldu ev sahibi takım…

Cenk Tosun 2.golün mutluluğunu paylaşıyor tribünlerle...
İkinci yarının başında Antalyaspor’un şok golü sonrası tribünlerde de kısa süreli bir şok yaşansa da başka bir “Alamancımız” Alper Akçam değişikliği ile takım yeniden ivme kazandı. Tribünde “maç gitti” yorumları her zamankinin aksine cılız kalırken, “biz bu maçı alırız” inancı egemendi. Bu inancın sahaya sirayet etmesi uzun sürmedi ve artık gol anonslarında da “Tosun Paşa” olarak anılıp lakabı tescillenen Cenk Tosun’un bitiriciliği ile Avrupa kapıları sonuna kadar açıldı Gaziantepspor’a...

Kaptanlık yapamıyor denilen Yalçın Ayhan bile havaya girip tribünlerin maç  havasına ortak olarak maç içinde taraftarla olumlu diyaloglara girişti. Maç sonu yaşanan birlik havası, Murat Ceylan’ın sevimli; ama bir o kadar da şımarık bir çocuk gibi üçlü çektirmesi 12. adamın nasıl 1. adam olmaya başladığının ve tam da o zaman futbolun interaktif, katılımcı görsel bir sanata dönüştüğünün göstergesiydi.

Artık sıra 10 yılda bir gelen ruh ile yaşanan yeniden dirilişi önümüzdeki sezon üç kulvarda ete kemiğe büründürmekte… Yeter ki sol göğsünüzün altındaki cevahir kararmasın ve pazar günü yaşanan coşku ve bütünleşme önümüzdeki sezona taşınabilsin…

Yeter ki sol göğsünüzün altındaki cevahir kararmasın...

2 yorum:

  1. footballchu footballchu

    çok başarılı buldum, tebrikler ama (her iyi şeyin arkasından gelen ama bu) biraz yoruyor mu ne?

    YanıtlaSil
  2. kenan_polat Kenan POLAT

    ben senin yazıları senden hızlı takip etmekteyim sanırım :)))

    YanıtlaSil