18 Mayıs 2011 Çarşamba

Şehrin Demokratik Temsili ve Akın Birdal’a Dair...

ŞEHRİN DEMOKRATİK TEMSİLİ
VE
AKIN BİRDAL’A DAİR


               Tarih, 12 Mayıs 1998… Ankara’da toy bir üniversite öğrencisi, henüz 18 yaşından gün bile almamış. Kurtuluş Metrosu’ndan inip okula doğru giderken panik içerisindeki birkaç arkadaşıyla karşılaşır. “Akın Birdal vurulmuş, durumu çok ağırmış.” dediklerinde kelimenin tam anlamıyla şok olur.

O, İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı ve ÖDP’nin kurucularındandır. Kamuoyu onu örgütün elinde bulunan askerleri alıp ailelerine kavuşturmak üzere dönemin Refah Partisi milletvekili Fettullah Erbaş ile yaptıkları cesaretli girişimden tanımaktadır. Son günlerde adı andıçlama vakalarında Mehmet Ali Birand, Cengiz Çandar gibi gazetecilerle anılmaktadır.

Niğdeli; ama Kürt değil… “Neden onların sorunuyla bu kadar yakından ilgilenmekte?” sorusu birçok Türk kökenli sosyalist gibi onun da en sık karşılaştığı sorulardandır. Anladığı kadarıyla Akın Birdal biraz “fazla ileri gitmiştir.” Onun bu duyarlılığını 12 kurşunla ödüllendirir TİT rumuzlu malum yapılanma… Bütün bunlar, o gün Tunus Caddesi'ndeki Sevgi Hastanesi'nin önünde toplanan yüzlerce insanın ortak hisleridir aynı zamanda… 


Hastanenin önüne “Akın Birdal'ı kaybettik.” haberleri gelmeye başlar. Sonradan öğrenildiğine göre tansiyonu 2'ye kadar düşmüş, doktoru kalbini eline alıp pompalayarak ona can vermeye çalışmış. Mücadeleci ve inançlı karakterini orada da göstermiş ve hayata tutunmuş yeniden… Ondan sonra hayatta kalma çabaları ve onu pes ettirmeye çalışanlara inat, tekrar insan hakları ve özgürlük mücadelesinin içinde kararlı bir duruş sergiler egemenlerin ona reva gördüğü ölümü elinin tersiyle iterek…

* * *

Evet, aradan 13 yıl geçti ve Akın Birdal, sosyalistlerin ve BDP'nin desteğiyle Gaziantep Bağımsız milletvekili adayı... Şamil Tayyar'ın, Hüseyin Çelik'in, Cennet Süzer’in Gaziantep milletvekili unvanı alacak olmasından şimdiden rahatsız olan Gaziantepliler adına Akın Birdal'ın Gaziantep için alternatif bir tercih olacağı çok aşikar değil mi?.. 


“Biz, Kürtlere oy vermeyiz.” diyen Demirel destekli CHP’nin kemik seçmeni olan “solcu”  hemşehrilerimi duyar gibiyim. Onlara tavsiyem, hiç değilse Mahir Çayan’ın yoldaşı Ertuğrul Kürkçü’ye kulak vermeleri:

“Kürt mücadelesi olmasa Türkiye bugün faşizme daha yakın olacaktı muhtemelen ve bugün Kürtlerin temel hakları olan anadilde eğitim ve öz-yönetim gibi haklara saygı göstermeyen bir kişiye solcu ya da sosyalist demek pek mümkün değildir.”

1 yorum:

  1. Hocam, elinize, yüreğinize, bilincinize sağlık!

    Antep'te olamayacağım seçimlerde; ama ilk defa bir seçimde "kazandığımız" hissini yaşamak istiyorum. İlk defa bir seçim günü televizyonun başına geçip, "halen umut var!" diyebilmek istiyorum. Belki de boş inandır bu. Evet, kuşkusuz atla deve değil seçimler. Kuşkusuz, hayatımızı alt üst edecek bir enerjinin buradan gelişmesi mümkün değil. Ama bir umut ışığı, bir Newroz ateşi... Geleceğe dair, halkın kendi dinamikleriyle kurup yücelteceği bir özyönetime, bir dayanışmaya dair küçücük bir umut... Bununla yetinmeye de razıyım!

    Umarım Antep'te, oradan aldığım haberlerdeki umut ve coşkuyu karşılayan bir sonuç alınır! Ve umarım, bu yazınızı okuyanlar başınızı etini yer de, sizin de bu sonuçta önemli bir katkınız olur. Yazdıklarınızı anlatmanızın, özellikle Antep için önemli olacağını düşünüyorum!

    Kendinize çok iyi bakın!

    Ayrıca Sevda Hoca'yı da sevgi ve özlemle selamlıyorum!

    YanıtlaSil