2 Ağustos 2011 Salı

"Aziz" Fenerbahçe...


"AZİZ" FENERBAHÇE...

Veysel KAYGUSUZ
(18 Nisan 2010)


           Güzel gün evet…  “Bir bahar akşamı rastladım size…” O kadar güzel bir günün akşamı yani. Yozgatlı imzalı en sevdiğim Beşiktaş formam üzerimde, saçına hasta olduğum derneğimizin garsonun torpiliyle en önde ayrılmış masamız. Masamızda rakılar, mezeler… Bir elimiz çiğ köftede bir elimiz lahmacunda. Fenerbahçeli, Beşiktaşlı arkadaşlar oturmuş hani denir ya zemin futbol oynamaya müsait, öyle güzeliz.


       Maç başlıyor. İlk anason yudumum boğazımı yakıyor. Alex bir lafın boşuna klasik olmadığını bir kere daha hatırlatıyor: “Dakka bir gol bir.”

      Varsın olsun. Çok rahatım Allah var. Çünkü benim gibi futboldan az çok anlayan her aklıselim izleyici bilir ki Fenerbahçe bu yılki oyunuyla bırak Beşiktaş’ı Ankaraspor’u bile yenemez. Hele kalkın hele… Serkan golü kutluyor, kaldırıyoruz kadehleri; tebrikler kardeş. Bugün çok içeriz.

       Sonra Fenerbahçe’nin golünün şevkine bizimkilerin şaşkınlığı ortak oluyor. Birkaç net gol pozisyonu atlatıyoruz kalemizde. İlk yarı bitiyor: 1-0

     İkinci yarıya Uğur İnceman değişikliğiyle başlıyor bizimkiler. Beşiktaş oynuyor, Fenerbahçe takımı ve seyircisi maç böyle bitse diye duada. İstatistikler %65’e, %35 diyor topla oynama. Beşiktaş lehine… Çünkü Fenerbahçeli futbolcuların topla oynama gibi bir isteği yok!.. Skora yaslanmak için yapılan her türlü çirkefliğe tanık olacağımız bir büyük (!) camia izliyoruz sahada.

    Gelelim bu yazıyı kaleme alış nedenime:
   

    Ey okuyucu!..

 
     Beni bilenler bilir. İyi bir Beşiktaşlıyımdır. Hem de öyle yeni yetme Beşiktaşlılardan da değil. Yine bilenler bilir, nesnel yorumlar yaparım aşık olduğum futbol oyununa. Hep oyunu konuşmaktır tek derdim. Hatta yine bilenler bilir -Galatasaraylı arkadaşlar çok kızar bana bu hususta- Fenerbahçe’yi daha sempatik bulurum FB- GS derbilerinde... Ta ki bugüne kadar...

      Çok derbi izledim. Yendik, yenildik; futboldur olur. Tebrik ettik, edildik bu daha güzel. Bu gece hakem triosu denen kişiliksiz heriflerin yine kişiliksiz Fenerbahçeli birkaç futbolcusuna nasıl tahammül ettiğini tahammülsüz bir şekilde izledik. Hakem hatalarını konuşmak başka bir şey, hakemin bir maçı katledişini konuşmak ya da yazmak başka... Çünkü bu hakemlerin bir kısmının soyunma odalarında Aziz ağabeylerinden nasıl papara yediklerini ve bunları gizlemek için köşe bucak nasıl kaçtıklarını biliyoruz. O yönlü bir umudum kalmadı artık. Ancak sesime ses olacak birçok Fenerbahçeli taraftar olacağını umut ediyorum.


       Ey aklıselim Fenerbahçe taraftarı!..

       Biliyorum böyle bir galibiyet içinize sinmemiştir. Ola ki sinmişse diye yazıyorum.

       Ey aklıselim Fenerbahçe taraftarı!..

       Biliyorum böyle yönetilmek ağırınıza gidiyordur. Ola ki ağırınıza gitmiyorsa diye yazıyorum. Bende de oluyor Demirören konuşunca. Adının dışında hiçbir azizliğini göremediğimiz başkanınız siz de takdir edersiniz ki her kötü giden sezonda değişik aktivitelerle başarısızlığını örtbas eder. Bkz: Onun yönetiminde şampiyon olamadığınız her sezon… 

      Ey aklıselim Fenerbahçe taraftarı!..

      Biliyorum Bilica, Emre, GÖKÇEK Vederson, Lugano gibi futbolcuların sizin takımınızda oynamasına kahroluyorsunuz. Ola ki kahrolmuyorsunuz diye yazıyorum. Bende de oluyor İbrahim Üzülmez kendini yere atınca. Tello, Semih’e yumruk sallayınca. 

     Futbolcular hata yapar, penaltıya sebebiyet verir. Penaltılar kaçar, kurtarılır. Ve yine hakem penaltıları görmez, görmezden gelir iki adım ötesinde. Ama taraftar olmak erdemli olmayı da beraberinde getirir. 

     Bütün derdim Emre, Lugano ,Bilica G.Vederson gibi futbolcular iyi futbolculardır, karakterli futbolculardır demeyin artık. Nasıl art niyetli olduklarını umarım aynı maçı izlemişizdir de görmüşsünüzdür. Ancak hala Lugano (bebek yüzlü pislik) elini neresine soksun, Bilica kazması ayağını neremize soksun,( adam kazma olduğunun bilincinde olduğu için kazdı bence penaltı noktasını, saydım dokuz kere.) Emre gibi milli takımımızın gözbebeği (!) ne yapsın yüzüne dirsek attı Ernst. Vederson ne yapsın Toraman tahrik etti gibi laflar ediyorsanız ya futbolu bilmiyorsunuz ya da bu taraftara bu yönetim diyorum. Argosunu kullanmak istemiyorum.

Futbola dair görmek ve duymak istediğimiz tek söz...
    Artık bu ülkenin futbolu hakkında yorum yapan taraftarların bir şeyleri görmesi; sorumlulukla, nesnellikle (formasız), bilimsellikle hareket etmesi gerekir. Bu futbolcuların -hangi takımda olursa olsunlar- tribünlere çağrılmaması, formalarımıza isimlerinin yazılmaması gerekiyor. Tello artık Beşiktaş futbolcusu değildir, benim nazarımda.

      Gökçek’i adını aldığı Melih başkanına, Emre’yi Fatih hocasına; Lugano’yu, Bilica’yı; Tello’yu alamadığı Güney Amerika kültürüne havale ediyorum.

        Haydi kalın sağlıcakla ve oyunla…



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder