4 Eylül 2011 Pazar

Masum Değilsiniz Hiçbiriniz…


Masum Değilsiniz Hiçbiriniz…
“Tek gördüğünüz futbol topuysa,

hiçbir şey görmüyorsunuz demektir.”

-Nelson Rodriques-

I.Bölüm:
Ağacın gölgesini dahi satabilmeyi” akıl eden Kapitalist zekânın “futbol” adlı eğlenceli oyunun kitleler nezdindeki ilgisini fark edip de oradan nemalanmaması elbette düşünülemezdi. Bu noktada ağacın gölgesinden “para” devşirmenin ahlakı/ahlaksızlığı hakkında ahkâm kesmeye gerek var mı? Her şey apaçık ortada… Yaşıyoruz işte, değil mi?…

Haftaya biliyorsunuz, liglerimiz başlıyor. Sıcak yaz aylarının hararetini futbolseverler adına arttıran “şike soruşturması” hâlâ netleşmiş değil. Savcıların bilmem kaç klasörden oluşan dava dosyaları TFF’nin kozmik odasında Etik Kurulu (bir işe yaramadığı anlaşılan) tarafından incelenedururken, içeride onlarca “futbol adamı” yatadururken ve UEFA’nın Fenerbahçe’yle ilgili aldığı “Şampiyonlar Ligi’ne katılamaz.” kararı gözümüze gözümüze batadururken bu ligi hiçbir şey olmamış gibi başlatabilmek her midenin kaldırabileceği bir durum olmasa gerek, değil mi? Bravo hepinize…
Tanıl Bora’nın “Ne klasörler okudum, zaten yoktular.” diye ti’ye aldığı ve Uğur Vardan’ın “Federasyon sezaryenle dağa fare doğurttu.” benzetmesiyle özetlediği son durumdan sonra futbol adına konuşmak da yazmak da; hatta izlemek de nasıl mümkün olacak ki?
Futbolda disiplin talimatını değiştirip şikeye karışan takımları düşmekten kurtarıp “eksi puanla” lige başlama cezası ile arınmayı öngören “beceriksiz/basiretsiz” TFF zihniyetinin futbolu aklama/temizleyip düze çıkarma ihtimali AKP’nin sportmen bakanı Suat Kılıç’ın da desteği ile bertaraf edilmiş olacak, maalesef… Bize yakışan demek ki tam da bu… Tıpkı Ergenekon, Balyoz, KCK, Deniz Feneri ve Hrant Dink davalarında olduğu gibi... 

Kanalizasyon çukurunun üstünü kapatmakla onu temizlemiş olduğunu zanneden TFF ve Kulüpler Birliği’nin “şanlı” başkanları, bilesiniz ki, o çukurdan pis kokular gelmeye devam edecek, ta ki tamamen temizlenene kadar… Otuz kırk yıldır kulaktan kulağa dolaşan “şike/teşvik” dedikodularının belgeler ve itiraflarla (Bakınız İbrahim Akın ve Şekip Mosturoğlu’nun ifadeleri) orta yere ifşa edildiği bir dönemde “temizlenmekten” aciz kaldınız ya, hiçbiriniz masum değilsiniz futbolseverlerin nazarında…

Mafya'nın cirit attığı alanlardan birisi de futbol...
Yüz yıllık kulüplere başkanlık yapan koca koca adamlar televizyon ekranlarından “Decoder alın, decoder” diye acemi pazarlamacı ağzıyla çağrı yaparak o güzelim kulüplere ve güzelim futbol oyununa nasıl zarar verdiklerinin farkında değiller, belli ki… Yine bu başkanlardan biri tarafından yüz yıllık başkent takımının içine düşürüldüğü durum… Yazık değil mi?
Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın yeni sonuçlanan “Uzanlar Davası” hakkında: “Ülkemiz bu sülüklerden kurtuldu, kangren olan bir kol kesildi.” açıklamasından cesaret alıp elini taşın altına sokarak futbolumuzu “sülüklerden” temizleyecek, “kangrenleşmiş” dertlerinden kurtaracak yeni bir TFF yönetimine ihtiyaç olduğu aşikâr… Bizimkisi bir umut işte…
Sonuç olarak: “Kirlenmek bazen güzeldir; çünkü temizlenmek ihtiyacı doğurur…
II.    Bölüm:
Bazılarının “Fenerbahçe düşmanlığı” saplantısı olabilir… Lakin bu minvalde (şike) kaleme aldığımız yazılara dönüp baktığınızda da göreceksiniz ki ne FB ne de diğerlerine dair “özel” bir derdimiz/saplantımız var…
Bizimkisi futbol olsun, güzel olsun, gol olsun, eğlence/hüzün olsun… Tabii ki bütün bunlar oyunun kuralları içinde olsun...
Bu arada Aziz Yıldırım’ın Fenerbahçe’yi büyütürken memleket futboluna verdiği zararları da kimse görmezden gelmesin, yok saymasın…
Bir de spor programlarında bilmem kaç milyon euroya yorumculuk yapıp sonra da olan biten bunca rezilliğe rağmen “temiz futbol” adına tek cümle dahi kuramayanlar, birazcık utansınlar ve ekrana falan da çıkmasınlar… En azından onca sene ekmeğini yedikleri futbola saygı ve sevgileri varsa bunu yapsınlar; çünkü bilsinler ki bundan sonra futbol adına söyleyeceklerinin futbolseverler nazarında bir inandırıcılığı/geçerliliği pek kalmadı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder