19 Aralık 2011 Pazartesi

Halimiz Duman...


Eskişehir maçındaki sürpriz olmayan mağlubiyetten öte, Kamil Ocak “işkencehanesi”nde sergilenen oyun üzdü ve gelecek adına ürküttü bizleri… Artık stada giderken Ziverbey Köşkü'ne gider ruh halindeyiz. İşkence serisinin diğer maçları olan Karabük ve Ankaragücü karşısında alınacak birer puana da razıydık maçlar öncesinde… Nitekim her iki maçta da Karce’nin performansı ile bir puan alındı. Takımın oyunu yine gelecek adına umut vermekten uzaktı… Hele de Ankaragücü maçında…
 Bahis şirketlerinin bile fiziken dağılmış Ankaragücü karşısında favori gösterdiği Gaziantepspor, kendisinin ruhen dağılmış olduğunu, tatsız tuzsuz, isteksiz oyunuyla göstererek bizi değilse de dışarıdan bakan futbol camiasını yine yanılttı.
 Teknik kadronun “kifayetsiz muhteris”liğinden dem vurmaya ise artık gerek bile yok. “Yeni” sıfatı, teknik kadronun adında sınırlı kaldı, sahada “yeni”nin esamesini göremedik haftalardır, yapılan kötü bir Tolunay Kafkas taklidi o kadar… Dağılmış Ankaragücü'nün Hakan Kutlu ile yaşadığı silkiniş bile daha etkili ve takdire şayandı.
 Bu arada memleket futbolunda yazdan beri süregelen “Şike” davasına Kulüpler Birliği ve TFF’nin orta alan presi, iktidar partisi ile ana ve yavru muhalefetin de kanat bindirmeleriyle TBMM’yi kullanarak yaptıkları “siyasi şike” “futbolda temizlik” umudu taşıyanların hayallerini bir kez daha iğdiş etti.
 Şimdilerde ise TFF eliyle ulusal basına servis edilip pişirilmeye başlanan “şike yapan takımın küme düşürülmemesi, puan silme cezası ile kurtulması” operasyonu başladı. Sezonun ikinci devresinin ortalarında bu golü de hep birlikte yeriz, futbolseverler olarak… Şimdiden hepimize geçmiş olsun.
 Futbol dünyası ve ulusal basın bütünüyle bu olaya odaklanırken Spor Toto “Süper” Lig’in kırmızı-siyahlı takımlarından Gaziantepspor’a MASAK, emniyet ve savcılık üzerinden düzenlenen operasyon ancak bir hafta sonra ulusal basında kendine ayrıntılı biçimde yer buldu ki bu operasyona bizzat Cumhurbaşkanı’nın da onay verdiği söyleniyor. (Bakınız: Taraf gazetesi, “Soyulmuş Antep Fıstığı” - Mehmet Baransu, 17.12.2011 tarihli haber).

        Ergenekon davalarının hızlı gazetecisi Mehmet Baransu'nun bu olayı haberleştirmesi “Kızıl yönetimi” için sonun başlangıcı olabilir mi acaba, diye düşünmek yanlış bir değerlendirme olabilir mi?.. 


        Nitekim bundan önce yerel basında sadece Gaziantep 27 ve Hakimiyet’in yer verdiği, diğerlerinin üç maymunu oynadığı bir ortamda, Kızıl yönetimi gecikmeli de olsa bir basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında iddiaların tamamının iftira olduğunu söyleyip sonra da ortaya iddiaları çürütecek hiçbir belge koyamamak sorgulanması gereken bir durum olsa gerek.

 Nedeni ne olursa olsun, bir futbol kulübünün su ve elektrik borçlarının dört yıl boyunca ödenmemiş olması bile başlı başına bir soruşturma, ceza, utanç ve istifa sebebi sayılabilirken (belgeleri yayınlandı gazetede); hala pişkinlik yapıp “Bunların hepsi iftira!” demek, neyle açıklanabilir ki?.. Herhalde fıtrat ve ahlaka başvurmak zorundayız ki bunun için de “Eski Ahit”e kadar gitmek gerekecek.
 Sonuç itibariyle, ligin dibine demir atmış, sahaya Paf takımdan aldığı oyuncularla çıkmış Ankaragücü karşısında alınan bir puana seviniyor olmak, çanların Gaziantepspor için çalmaya başladığının da habercisidir. Mevcut yönetimin bu takımı toparlayabilmesi de pek mümkün görünmemektedir. Hala sağda solda takımın bu duruma düşmesinin müsebbibi olarak Tolunay Kafkas’ın adını zikrettiklerini duyuyoruz. Bu arada takımdan ayrılmak için devre arasını dört gözle bekleyen oyuncuların sayısının da her geçen arttığını duyuyor olmak, ikinci devre öncesinde kırmızı siyahlı formaya gönül vermiş futbolseverleri düşündürmüyor değil…
 Bütün bu kargaşada mevcut yönetimin erdemli bir şekilde yönetimden çekilmesini beklemek de naiflik olacaktır. Ancak “dibe vurma” anında bırakacaklardır takımı…
 Kritik soru onlar için “dip algısı”nın ne olduğudur. Küme düşmek mi, kayyuma devrolmak mı, taraftarla düşman olmak mı? Bizce dip algıları olabildiğince derindedir. O yüzden korkmak ve harekete geçmekte fayda vardır. Durumun vehameti bu raddeye gelmişken, takımın etkili taraftar gruplarından Gençlik 27’nin de maçlarda,  aylardır paralarını dahi alamayan oyunculara tepki göstermesinin anlaşılır bir tarafının olmadığını, gerektiğinde onların da aşılarak miadını dolduran yönetimin gitmek zorunda kalacağını ve takım için doğru tutumu almanın Gaziantepspor sevgisinin gereği olduğunu hatırlatarak bitirelim bu haftayı…

2 yorum:

  1. ne kadar çok hoşunuza gitmiş bu bomba haber, aman dikkat edin elinizde patlamasın... :D

    YanıtlaSil
  2. Dileğimiz şudur ki bu haberlerin hepsi yalan olsun, bomba da elimizde patlasın... Kızıl yönetimi de aklansın, aklı selim biçimde takımımızı yönetsin layıkıyla... Gaziantepspor da 20 yılı aşan 1.lig tarihinde artık kupa(lar) kazansın...

    YanıtlaSil