16 Aralık 2011 Cuma

İşgal Hareketi, Solun Yeniden Yükselişi ve Marksizmin Bugünü (2)


İŞGAL HAREKETİ, SOLUN YENİDEN YÜKSELİŞİ
VE
MARKSİZMİN BUGÜNÜ (II)


5 Kasım 2011'de Maastricht'deki Jan Van Eyck Akademisi'nde Chris Cutrone ve Haseeb Ahmed'in Slavoj Zizek ile gerçekleştirdiği röportajın ikinci kısmına Frankfurt Okulu ve onların aydınlanma düşüncesinin yetersizliği üzerine sorulan sorularla devam ediyoruz.                                         


"SOL ÖLDÜ!.. YAŞASIN SOL!.."

     Haseeb Ahmed: Ama bu aydınlanmanın diyalektiğidir!.. Totaliteryanizmin yükselişinin sunduğu şey ayrıca özgürlük olasılıklarının ortaya çıkışını sunan şeydir.

    Slavoj Zizek: Onların aydınlanma sorununa daha fazla aydınlanma talebi ile cevap verdiklerini biliyorum. Bunun hakkında çok netler. Habermas'ın Adorno ve Horkheimer eleştirisine katılmıyorum. (Modernite Üzerine Felsefi Tartışmalar kitabındaki) Ama o belki ince bir noktaya sahip… Adorno ve Horkheimer tarafından aydınlanmanın özgürleştirici yanı çok az irdelenmiştir. Bazı gizemli formülasyonlara sahip olabilirsiniz ötekiler hakkında. Geçenlerde, 1950'lerin sonlarından kalan Adorno ve Horkheimer arasındaki diyaloglar Verso tarafından basıldı, dürüst olmak gerekirse beni etkileyen şey onun öyle boş olmasıydı.

Moishe Postone'un tüm seviyelerde ekonomi-politiğin eleştirisinin rehabilite edilmesi gerektiği iddiasına değer veriyorum. Sadece ekonomi-politiğin değil, Marx ile beraber çok daha fazlasının… Bunun oldukça tarihsel, ruhani bir öncelik olduğunu söylemeliyim. Marx'ın ekonomi-politiğin eleştirisini geliştirirken kullandığı kategoriler toplumun sadece belli alanını analiz eden kategoriler değildir. Onlar daha güçlü kategorilerdir. Onlar toplumsal yaşamın tamamını organize eder. Bugün bizim rehabilitesine ihtiyaç duyduğumuz şey budur. Ama Postone'a katılmadığım yer şudur: O bazen her nasılsa sınıf bölünmesinin ikincil olduğunu ve ortadan kaybolduğunu seslendiriyor. Hayır!.. Sanki meta fetişizmi genel yapının sınıf mücadelesinden daha kökten bir türüymüş gibi… Bence o bazen sadece belli bir deneysel-tarihsel oluşta sınıf mücadelesinin azaldığı doğrultusunda çok hızlı gidiyor. Burada, çok açık bir şekilde deneysel olmayan, ekonomi-politiğin eleştirisinin tarihsel bir öncüsü olan; ama aynı zamanda kesinlikle sınıf mücadelesini konuşan genç Lukacs'ın “Sınıf Bilinci ve Tarih”ine çok daha değer veriyorum.


Velev ki biz artık eski işçi sınıfına sahip olmayalım ki ben buraya katılıyorum. Benim bugün burada gözlemlediğim hissiyat özgürleştirici konuları kavramsallaştırma ihtiyacıdır, bunu eski Marksist işçi sınıfı üzerine temellendiremesek bile... Kapitalist dinamikleri dışarıda bırakıp, sözde “muzip tanımları” dahil etmelisiniz. Çok daha güçlü bir kategori olan işsizliği dahil etmelisiniz.

Görev budur: Şeyleri nasıl gerçekten göründüğü gibi gösterebiliriz. Postone yaklaşıyor buna. Eğer biz saçmalamayı kesersek Marks'ın emek-değer teorisini konuşabilir miyiz? Örneğin, ben Chavez'e saldırdığımı ve ABD'yi savunduğumu düşünen arkadaşlarımı provoke etmekten hoşlanıyorum. Ama siz mekanik olarak Marks'ın emek-değer teorisine başvuramazsınız. Çünkü sonuç çıkarmak zorundasınız. Örneğin, bugün Venezuela ABD'yi petrol karları aracılığıyla sömürüyor. Ama Marks Kapital'de doğal kaynakların bir değer kaynağı olmadığını göstermeyi deniyor. Öyleyse bu sömürü kategorisini yeniden düşünmeye ihtiyaç duyduğumuz anlamına geliyor. 

      Marks'ın Grundrisse'in ünlü bölümünde genel bilgi, genel kültür anlamında “general intellect”ten bahsetmesi vurgulamak istediğim bir diğer noktadır. Bu Marks'ın hem en iyi hem de en kötüsüdür. Çünkü Marks  ne zaman işletmenin, üretken sosyal servetin merkezinde bilgi olduğunu düşündü, sonra emeğin sömürüsünün kapitalist mantığı, peşinden emek-değer teorisi anlamsız oldu; çünkü o artık işlemez oldu. Ama Marks burada teknolojik deterministlerin bir türü gibi görünüyor, o kapitalizmin artık anlamsız olduğunu söylediğinde; çünkü emeğin zamanı artık değer kaynağı değildir. Marks'ın görmediği şey, sizin “general intellect”e sahip olabileceğinizdir, “general intellect” olarak ters bir yolda o özelleştirilmiştir. Öyleyse sadece Marks'a geri dönemezsiniz. Bugünün küresel kapitalizmi bakımından, ekonomi-politiğin eleştirisini nasıl yeniden düşünebiliriz sorusunu sormalıyız. Bu büyük bir görevdir: Herhangi bir cevap göremiyorum.

HA: Sizin söylediğiniz şeyin çoğu bizim sitemiz Platypus'un söylediklerine çok yakın. Bizim temel sloganımız, “SOL ÖLDÜ!.. YAŞASIN SOL”dur.

SZ: Harika!.. Bu gerçekten solu yeniden hayata döndürmenin tek yoludur. Çünkü bu solun tüm çeşitlerine bir göndermedir. 1968 nasıl bu hareketi yeniden iyileştiririzin bir modelidir ve o kapitalizme inanılmaz büyük bir gelişme verdi. 68 sonrası olayların hepsinin gösterdiği budur.

(DEVAM   EDECEK…)

* * *
Çeviri         : Hasan KÜÇÜK
Düzenleme    : Fırat KÜÇÜK

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder