17 Şubat 2012 Cuma

Dennis Bergkamp Röportajı...


Çeviri - Dennis Bergkamp Röportajı

The Telegraph internet sitesinde eski Arsenalli Alan Smith, bir diğer eski Arsenalli, şimdinin Ajax antrenörü Dennis Bergkamp'la röportaj yapmış, çevirisi aşağıdadır: 

 "Arsenal tahmin edilebilir,
zayıf ve kazanma zihniyetinden uzak…" 


Benim için duygusal zamanlardı, yerime geçmesi için biriyle imzaladıklarında ise daha mutlu zamanlar. "En iyi dileklerimle Dennis" demiştim, "Umarım her şey yolunda gider". Şimdi geriye dönüp bakınca, diyebilirim ki eleman epeyi iyi iş çıkardı. 

Şimdi, bundan onyedi yıl sonra, 42 yaşındaki Bergkamp Ajax'ın tesislerinin kantinine iddialı bir figür olarak giriyor, her şeyin başladığı yerde. 

Kulüpler ve milli takım bazında parıltılı kariyeri üç tane Premier League şampiyonluğu, dört FA Cup şampiyonluğu ve sayısız kişisel başarı yaşadığı onbir yıllık bir Arsenal kariyeri barındırıyor. Çarşamba günü AC Milan'la Şampiyonlar Ligi son 16 karşılaşmasına çıkacak olan Arsenal ise Bergkamp 2006 senesinde ayrıldığından beri kupa kazanamadı. 

Hollandalı kupa kuraklığı için Arsene Wenger'i suçlamıyor ama takım ve oyuncuların zihniyetlerinde temel problemler olduğuna inanıyor. 

"Birbirine çok benzeyen fazla sayıda oyuncu olduğunu düşünüyorum" diye açıklıyor. "Daha fazla çeşitlilik olmalı. Bir kaç tane güçlü karakteriniz olmalı, takımı ittirecek, hem idmanlarda hem maçlarda. Ayrıca takıma gol atma konusunda fark yaratacak da bir kaç oyuncu lazım. Bunlardan yeterince olduğunu düşünmüyorum. Orta sahalarına bakın ve bizimkiyle kıyaslayın. Bizde Freddie Ljunberg, Robet Pires, Ray Parlour vardı. Büyük isimlerden herhangi biri bir şekilde ağırlığını koyamadığında bunlardan biri ön plana çıkardı. Sadece bir iki oyuncuya bel bağlayamazsınız. Birileri kötü günündeyse başkasına ihtiyacınız olur." 

Bu aşamada temel olarak, vatandaşını bile tam bir uç oyuncusu olmamasına rağmen attığı gol sayısıyla şaşırtan Robin van Persie'den bahsediyor aslında. 

"Dürüst olmak gerekirse, ben Robin'i asıl santraforun biraz daha arkasında görmeyi tercih ederim, böylelikle benim eskiden yaptığım gibi kendi anlarını da yaratabilir. Böyle bir rolde daha bile iyi olacağını düşünüyorum ama şu anda yüklenmek zorunda kaldığı rol için de hocayı suçlayamazsınız." 

Henüz, van Persie'nin kahramanlıkları bile gümbürdeyen memnunsuzluğu bastırabilmiş değil. Bir çok taraftar bundan sonraki yorumları büyük ihtimalle onaylayacaklardır. 


"Bazen pas zihniyetinden çok bir kazanma zihniyetine gereksinim duyarsınız" diyor Bergkamp. "Ben Arsenal'in oyuncularının, sıra topu dolaştırmaktan tavrın daha önemli olduğu zamanlarda, buna yeterince sahip olduğunu düşünmüyorum. İngiliz zihniyeti biraz eksik gibi. Bizim geri dörtlümüzde bu kesinlikle vardı mesela, 'Tamam, bu maç bizim' zihniyetinden bahsediyorum. Bazen onların maçlarını izliyorum ve hep aynı şekilde oynadıklarını görüyorum, biraz fazla kolay tahmin edilebilir bir şey bu. Hepsi çok iyi oyuncular, bunu söylemek lazım, ama bazen hadisenin öbür tarafına daha çok ihtiyacınız olur." 

Peki ya Wenger? Bu şartlar altında Bergkamp eski hocasının Emirates'te daha fazla kalabileceğine inanıyor mu? 

"Evet, kalacaktır, çünkü benim onu tanıdığım haliyle o kazanan bir adamdır. Pes etmez, bırakmaz. Burada işinin henüz bitmediğini düşünüyordur. Daha yükseklerde veya en azından takımı yeniden başarılı yapacağı bir yerde bitirmek ister. O yüzden, sanırım bekleyecek ve bırakmadan önce yapabileceğinin en iyisini yapana kadar zorlayacaktır. Arsene'le 11 sene çalıştım ve gel gitleri oldu hep. İyi gidersin, sonra yeniden takım inşa etmek için zamana ihtiyacın olur. Ancak şu anda olan şudur ki, hiç bir kupa kazanamıyorlar. Daha önce sözünü etmeye çalıştığım şey de bu. Bazen takımın yeniden yoluna girmesi için gereken kupayı kazanacak tavrı sergilemeniz gerekir. Şu anda bu olmuyor ve bu biraz zorlu bir süreç. Ama bunu sadece Wenger'e bağlayamam çünkü o muhteşem oldu bu dönemde, kulüp için de hâlâ muhteşem. Genç oyuncular getirip onları daha fazla para için satıyor. Finansal olarak çok büyük bir iş yapıyor." 

Belki de bu noktada Ajax'la karşılaştırma yapılabilir. 

Arsenal gibi, Hollanda devi de bu sezon ligin liderleriyle çekişmekte zorlanıyor ve tarihsel olarak gerilediler ve sıradışı yetenekler geliştirmekte de zayıfladılar. Bergkamp'ın Frank de Boer'in yardımcısı olarak görevi oyunculara tekil koçluk yapmak, özellikle de golcülere. Rolün kendi sorumlulukları var, Bergkamp'ın çok ciddiye aldığı sorumluluklar, ama sonunda arkadaşı de Boer'in baskısından kurtulmuş şekilde evine gidebiliyor. Emekliliğin tadını çıkarmakla oyunun içinde kalmak arasında hoş bir denge yakalamış gibi. 

Ve iş de, onun detaylar konusunda çok iyi olan bakış açısına cuk oturmuş gözüküyor. Ki, bu özelliği eski Arsenal takım arkadaşlarınca da çok iyi bilinir, idmanlar bittikten sonra zaten eşi benzeri olmayan tekniğini mükemmelleştirmek için çalıştığında ona hayranlıkla bakan takım arkadaşlarınca. 

İşin zorlayıcı kısmı, bugünün neslinin benzeri mükemmeliyet için açlık duymaması. 

"Değiştirmek istediğimiz en büyük şey bu" diyor, Ajax genç takımıyla da bağlantıları olan Bergkamp. 

"Oyuncuların ilgisini canlı tutmak için çok uğraşıyoruz. Biraz saçma geliyor kulağa ama, bu iş bugünlerde böyle. Paranın büyük bir rol oynadığını düşünüyorum, oyuncu temsilcileri de aynı fikirde. Bizim her zaman için kupalar kazanma arzumuz varken, en iyisini yapma arzumuz varken, bugünki genç oyuncuların asıl arzusu kazanabilecekleri en fazla miktarda parayı kazanmak. Bu farklı bir zihniyet ama bunun üzerinde çalışmanız, bunun üstesinden gelmeniz gerekiyor. Oyuncuların oyundan keyif almasını arttıracak şeylerle karşılarına çıkmaya çalışıyoruz ki, idmanlara her gün daha iyi olmak için gelmek istesinler." 

Bir şekilde rahatlıyorum, çünkü bunun aynısını İngiltere'deki antrenörlerden de duymuştum. 

Bu sorun sadece bu ülkede yok. Johan Cruyff'u, Marco van Basten'i, Frank Rijkaard'ı ve Berkgamp'ı üreten meşhur Ajax akademisi bile bu modern eğilimleri terse döndürmekte zorlanıyor. 

Diğer zorlayıcı kısım ise, Arsenal de yaşıyor, ürettikleri oyuncuları daha zengin rakiplerden uzak tutmak. Bu, Ajax'ın Perşembe günü Europa Leauge'deki rakibi olan Manchester United gibileriyle rekabet etmeyi çok zorlaştırıyor. 

"Biz buna bonus gözüyle bakıyoruz" diye açıklıyor Bergkamp. "Bir şeyler başarabilirsek, harika. Ama Real Madrid'e karşı Şampiyonlar Ligi'nde bu sezon oynadık ve bizi kenara süpürdüler neredeyse. Bizim için bir kaç basamak fazlaydı. Manchester United da ulaşabileceğimizin ötesinde olabilir. Tehlike bizim onlara olması gerekenden fazla saygı duymamız. Genç bir takımımız var ve rakiplerinden dolayı endişelenmek yerine kendi oyunlarına kafa yormalılar. Ama asla bilemezsin, şansımızı sürdürmemizi sağlayacak bir sonuç da alabiliriz evimizde." 

Ajax öldürücü paslara soğuk kanlı gözleriyle kayan genç bir Bergkamp'la Manchester United'a karşı neler yapardı acaba?  

Bunu demişken, Arsenal taraftarları 'Buz adam'ın yıldızı olduğu, rakiplerinin başa çıkamadığı o takım gibi bir takıma sahip olmak için neler vermezdi? 

İnsanın o günleri yad etmesinden doğal bir şey yok.  

"Geçmişe ne kadar çok bakarsam, o zamanların ne kadar özel olduğunu o kadar iyi anlıyorum. Etrafında çok iyi bir takım olduğunu bilmekti o zamanlar. Sahaya çıktığında fark yaratacağını bilmekti. 'Bugün beni kimse yenmeyecek'. Bu küstahlık değildi, sadece böyle hissederdin. Thierry Henry için de bu böyleydi. Sen ona topu verirsin, o gerisini yapardı. Genç Patrick Vieira'nın bir maçın ikinci yarısında ilk kez forma giyişini hatırlıyorum. Oyunu kendisi değiştirdi." 

Tesadüf bu ya, Vieira da ailesiyle birlikte oradaymış geçen hafta. "Patrick ve ben eski günlerden konuştuk." diyor Bergkamp, yüzünde bir gülümsemeyle. "Epeyi özeldi."


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder