15 Nisan 2012 Pazar

İnternette taş atan çocuklar… RedHack...


İnternette taş atan çocuklar…


"İnternette taş atan çocuklar" olarak tanımlanmaya başlanan Redhack'le Halkın Günlüğü gazetesi bir röportaj yaparak sıcak gündeme dair sorular sordu. RedHack'e mail yoluyla ulaştığını anlatan Halkın Günlüğü gazetesi röportajında Redhack'ın geçmişini yeniden gündeme getirdiği gibi bundan sonraki hedeflerini de sorarak, "özel yetkili savcılık" tarafından klavyeleri "silah" sayılarak hukuki anlamda tuhaf bir durum yaratılan soruşturmayla ilgili Redhack'ın fikirlerini de öğrenmeye çalışmış.

Klavyeleri "silah" sayılarak "silahlı örgüt" kapsamına alınmaya çalışılan Redhack'la ilgili yürütülen soruşturmanın "tuhaflığı" sürerken Redhack devrimci çizgisini koruyarak mücadeleye devam edeceğini ilan ediyor.

Kısa bir süre önce 8 ilde eş zamanlı yapılan baskınlarda 17 kişi gözaltına alınarak, 7’si tutuklanmıştı. Burjuva-feodal basında “RedHack operasyonu” olarak verilen haberler sonrası tutuklu(!) RedHack üyeleriyle bir röportaj gerçekleştirdik.

RedHack grubuyla yüz yüze görüşme şansımız olmadığı için mail üzerinden gerçekleştirdiğimiz röportaj, şu an tutuklu bulunan 7 kişinin grupla herhangi bir bağlantılarının olmadığının ve yapılan “operasyonun” tamamen göstermelik ve reklam amaçlı yapıldığının kanıtıdır aynı zamanda. Devlet tarafından büyük bir sevinçle servis edilen “operasyon” sonrası RedHack grubu eylemlerine devam ederek “Biz buradayız” mesajını verdi. Bütün tartışmalar ve spekülasyonlara cevap mahiyetinde ele alabileceğimiz bu röportajımızda RedHack kimdir? Sorusundan, eylem anlayışlarına kadar birçok meseleyi ele aldık.

Kısa bir süre önce “RedHack operasyonu” adı altında 18 kişi gözaltına alınıp, 7 kişi tutuklandı. Grubunuzdan yakalanan ya da tutuklanan oldu mu? Eğer olmadıysa şu an hapiste yatan 7 kişi kim?

Gözaltına alınan 17 kişiden sadece 4’ünün kimliklerini bilmekteyiz. Bunların kimliklerinin “kim olduğunu da” tutuklamalar sonrası basın sayesinde öğrendik. Bu tutuklananların bizimle tek bağları, haberlerimizi paylaşmalarıdır. Tutuklananlardan 2 arkadaşda IRC server’umuze gelerek bizimle sohbet eden, sorular soran, hack öğrenmeye çalışan insanlardır. Örgütsel olarak “kesinlikle” hiçbir bağları bulunmamaktadır. 7 kişiden 3’unun kim olduğunu bilmediğimizden kaynaklı “bize olan yakınlıklarını da” bilmemekteyiz. Fakat emin olduğumuz tek gerçek, gözaltına alınan ve tutuklananlarla kesinlikle “örgütsel bir bağımızın” olmadığı ve onların RedHack’li olmadığıdır...

Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne yönelik yaptığınız eylem sonrası gündemin ilk sıralarına yerleştiniz ve hakkınızda çok şey yazılıp-söylendi. Kimsiniz siz? Amacınız nedir?

Bizler 1997 yılının 18 Mayıs’ında kurulmuş, devrimcilerin siber saldırı, savunma ve araştırma-geliştirme grubuyuz. Amacımız devrimcilerin bu alanda gelişimini sağlarken “Marksizm’in “hiçbir aracı reddetmeme” ilkesiyle devrimci harekete “örgüt ayırımı yapmadan” kan taşımak, “antifaşist, antiemperyalist” mücadelemizi ve blogumuzu yaptığımız yoğun A/P ile geliştirip güçlendirmektir. Komünistlerin “her alanda” olmasını düşünen bizler, bu alan vasıtasıyla komünizm hayaletini dijital kablolar vasıtasıyla, geniş kitlelerle tanıştırmaya çalışıyor, hedefliyoruz…

Birçok devlet kurumunun internet sitesine sızarak çökertiyor ve bilgileri kamuoyuyla paylaşıyorsunuz? Elinizde yayınlamadığınız, önemli gördüğünüz bilgi-belgeler var mı?

Halen yayınlamadığımız belgeler var. Gündemin biraz soğumasını bekliyoruz çünkü “geniş” bir zamana yaymak istiyoruz eylemlerimizi. Taktiksel olarak bunu daha uygun görüyoruz an itibariyle.

Özel Yetkili Savcılık tarafından hakkınızda soruşturma açılmış durumda? Birçok çevreden, korkup geri adım atacağınıza dair bir algı oluşmuş durumda. Bundan sonrası için planlarınız nelerdir?

Hrant Dink olayında yıllardır silahlı örgüt bulamayan devlet RedHack’i 1 haftada “silahlı örgüt” ilan etti. RedHack şu an dünyada bir ilk bu anlamda ;) Evet böyle bir kanı oluştuğu acıktır. Fakat “özel savcı” olayı girer girmez belgeleri yayınlamaya devam ettik. Bununla da kalmayarak Mersin’den alınarak tutuklanan 3 masum insan için “AKP Mersin Yenişehir” sitesini kırdık, bir kaç kaymakamlık hackledik ve en son olarak da “Ankara emniyet yurtları” resmi sitesini kırarak polise “biz buradayız” dedik. Yani bizi halen tanımayanlar bilsin ki, bizler “devrimcilikten etkilenen” insanlar değiliz, bizzat devrim davasının içinde olan insanlarız, özel tüzel genel ne tür savcı veya güç olursa olsun geri adım atmayacağımız açıktır. Bizi durdurmanın tek yolu iktidarı devrimcilere bırakıp acilen emperyalist bir ülkeye iltica etmelerinden geçer, böylesi bir durumda bile durmayacağımız açıktır. Zira devrim davası var oldukça RedHack var olacaktır çünkü RedHack bir grup değil, sosyalizmin bu alana yansımasıdır yani bir felsefedir. Somut koşulların somut tahlilinin basarılı bir tezahürüdür...

Bizler mail kanalıyla bu kadar kolay iletişim kuruyorken, yüzlerce teknik elemanı ve teknolojik imkânlarıyla devlet sizlere nasıl ulaşamıyor?

Burjuva devlet, insanların gözünde büyüttüğü “yenilmez” ve “açıkları olmayan” bir mekanizma değildir. Bu açıklar iyi değerlendirilirse elbette yakalanma veya bulunma olayı zorlaşır. Fakat bu lafımızdan kesinlikle “düşmanı küçümsediğimiz” sonucu çıkmasın, onları önemsiyor ve ona uygun davranıyoruz. Önlemlerimizi “teknik” olarak aldığımız gibi günlük yaşantımızda da ona uygun davranıyoruz. IP bilgisi MAC bilgisi gibi konuları maniple etmeden mail’imize bile girmiyoruz. Buna rağmen “yakalanmaz” ve “dokunulmaz” değiliz. Günün birinde yakalanabiliriz fakat 15 senedir yaptığımız her hareketten oldukça keyif aldık, bugün yakalanırsak kesinlikle “üzülmeyeceğimiz” dik duracağımız ve devrimcileri duruşumuzla onurlandıracağımız açıktır. Biz bu alanda “klavye” ile savaşıyor olabiliriz ama günlük yaşantımızda sizlerin içindeyiz, belki de yanınızda slogan atan çok samimi yoldaşlarınızdan biriyiz. Hal böyleyken “çelik ve su” diyalektiği babında, su’yu unutmanın ihanet olduğunu bilen bir neslin ardıllarıyız. Yakalanırsak İbrahim’leri ve direnen devrimcileri örnek alarak direnişi büyütmekten ve halka “korkacak bir şey olmadığını” göstermekten başka gayemiz yok. Yakalanırsak, yakalanmamız bile devrime hizmet edecek…

Grubunuza dahil olmak, sizinle çalışmak isteyenler olursa sizlerle nasıl bir bağ kurmaları gerekir, hangi yöntemi izlemeliler?

Bizimle bağ içine girmeleri bu koşulda biraz zorlaştı, çünkü kolluk kuvvetleri “sızarak” bizleri yakalamaya çalışıyor. Buna uygun yeni bir yöntem geliştiriyoruz. RedHack’i grup bünyesinden çıkararak bir manifesto yayınlayacağız. Bu manifesto çerçevesinde herkes RedHack adına eylem yapabilecek. Bu sayede iki üç kişilik gruplar birleşerek hücre oluşturabilecek. Yani “tamamen” bir felsefe olacak. Fakat bu Anonymous gibi kontrolsüz olmayacak, manifesto dışında iş yapanlar merkez tarafından eleştirilecek gerekirse dışlanacak. Olay şu an bir satranç gibi işliyor ve biz de bu oyunu iyi bildiğimize inanıyoruz.

Gazetemiz aracılığıyla son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

    Ek olarak devrimcilerin bu alana bakışını sorgulamaları gerektiğini ivedilikle belirtmekte yarar görüyoruz. 15 senedir var olmamıza rağmen “bugün” fark edilmemiz sevinilecek bir durum değildir. Bundan 40 yıl önce devrimciler birçok alanda kapitalizmin karşısına çıkabilirken, bugün bu alan dahil birçok alanda devrimcilerin “çok gerilerde” kalması gerçekten kabul edilemez bir durumdur. Öyle ki 2003 senesinde siz daha Devrimci Demokrasi’yken size bile haberlerimizi gönderirken “kusura bakmayın yayınlayamayız” cevabını almıştık. Tabiî ki sizi bu tavırdan dolayı suçlamıyoruz kesinlikle ;) O süreçte sadece siz değil diğer devrimci gazetelerde bu olaya mesafeli yaklaşmışlardır. Bunun sebebini “dogmalar” ve kemikleşmiş statükolarla açıklayabiliyoruz. Bu maalesef bocalama ve yeniye olan “genel” tavrımızla ilintili. Özellikle “internetin” çok kötü kullanılması, gereğinden fazla zaman harcanması ve ona bağımlı hale gelmenin de bu dogmalara sarılı kalma olayını güçlendirdiğini düşünüyoruz. Bizce her yapı kendine ait bize benzer bir tim kurmalı, bunlara üst düzey eğitimler verilmeli, sadece siber savaş değil, savunma, bilgi gizliliği, kriptoloji’den tutunda hosting, grafik, programlama dillerine kadar. Bu bahsettiğimiz eğitim olayı bir hayal mi bilemiyoruz çünkü halen bilgisayarla bir şeyler yapmak isteyenlere “klavye devrimcisi” denildiği bir süreçten geçiyoruz. Umudumuz bu tür geriliklerin aşılması ve yarı-yeni-sömürge olan ülkemizde emperyalizme bu alanda da bir karşı koyuşun güçlü bir şekilde kendini belli etmesidir. Çünkü komünistler ilkesel olarak mücadelenin hiçbir aracını reddetmez...

Son olarak; yakalanabiliriz, evet öldürülebiliriz, başka bedellerde ödeyebiliriz fakat her ne olursa olsun “örgüt ayrımı” yapmadan bir bütün olarak devrimci hareketi yanımızda görmek isteriz. Çünkü bizim devrimci hareketten, yani o büyük ailemizden başka kimsemiz yok.

Bizimle röportaj yaptığınız için teşekkür ederiz. Özellikle halka gerçekleri götürmek için yıllardır birçok bedeller ödeyen ve tasfiyeci sürece rağmen devrimci ilkelerden taviz vermeyen, özgür gelecek müjdecisi kimlik sahibi bir yapının röportajı bizi onurlandırdı.

         “Birimizi durdurabilirler; fakat hepimizi asla!..”

Halk için hack!

* * *

İnternetin taş atan çocukları Redhack yeni adresinde…

Sosyalist hacker grubu Redhack (kızıl Hackerlar) yeni internet sayfalarını açtılar.

Provokatör Haber-Ankara polisinin ve çevre illeri emniyet müdürlükleri internet sitelerini kırarak açıklamalarda yapan Redhack kapanan sitelerinin yerine yenisini açtı. Var olan internet sayfaları konu hakkında bilgi veren hukukçuların bildirdiğine göre ard arda hukuksuzca kapatılan Redhack yeni internet sayfalarında yayına devam etmeye başladı.

Emniyet müdürlüğünün Redhack'ın polis sitelerine girmesinin "kamuya açık bilgiler vardı, gizli bilgiler yoktu" diyerek açıklamasının ardından ise durumun öyle olmadığını gösteren gelişmeler yaşanmıştı.

Redhack diyerek 8 ilde yapılan operasyonlarla 17 kişi gözaltına alınmış ve gözaltına alınanlardan 7'si tutuklanmıştı. İlk defa olarak bilişimle ilgili bir konuya "özel yetkili mahkeme"nin baktığı ilginç ve tuhaf bir süreç başlatılmış oldu. Bilindiği üzre sadece silahlı terör örgütü suçlarına bakmakla yetkili olan "özel yetkili mahkemeler"in klavyelerinden başka bir araçları olmayan kızıl hackerları nasıl silahlı terör örgütü kapsamına aldığı ise hala meçhul durumdadır.

Redhack konuyla ilgili gözaltına alınanlarla da tutuklanan 7 kişiyle de bir ilgilerinin olmadığını açıklayarak yapılanın "masumların rehin alınması" olduğunu bildirmişti. Bunun kanıtı olarak da yine emniyet müdürlüğüne ait polis yatılı okulunun sitesini krımış ve ardından da KESK eyleminde öğretmenlere saldıran polisin acımasızlığına karşı 350 civarında polis sitesini işlevsiz hale getirmişti. Bu olayların ardından polise bağlı birçok internet sitesi geceleri internet sayfalarını kapatmaya başlamış ve Emniyet Müdürlüğü personeline yönelik bir dizi internet kullanımı yönergeleri yayınlamıştı.

Tempo dergisi: Önümüzdeki dönemde hangi tarz eylemlerde bulunmayı planlıyorsunuz?

R.H.: Bizim eylemlerimiz site kırmakla veya sansasyonel işler yapmakla sınırlı değil. Geçmişte birçok ses getiren iş yaptık. Propaganda amaçlı olarak halen yapmaktayız. Ama asıl olayımız, ses çıkarmadan iş yapmaktır. Karşı devrimin deformasyon ve manipülasyon masasına, elimizden geldiğince devrimci yöntemlerle karsı çıkıyoruz. Bilgi sızdırmak, bilgiyi manipüle etmek, bilgiyi karşı tarafların arasını açabilecek konuma getirmek bizim için daha önemlidir. Biz, tüzüğü olan bir örgütüz ve ‘Bilişim Masası’ ile savaş halindeyiz.


Tempo dergisi: Polisin Bilişim Masası’nı mı kastediyorsunuz?

R.H.: Tabii ki... En son İstanbul Emniyeti Trafik Müdürlüğü sitesini kırıp trafik cezalarını silerek ciddi hasar verdik. Bu olaydan sonra Bilişim Masası İstanbul’a taşındı ve özel bir büro haline geldi. Geçen aylarda yine İzmir Valiliği’ni kırdık. Orak-çekiçten rahatsız olan malum zümre peşimize düştü ve evleri bastı. Bizim yerimize başka insanları götürdüler. Biz de İzmir polisinin sayfasını kırarak cevap verdik. 



5 Nisan 2012 Perşembe

Adaletin bu mu dünya?.. (Gaziantepspor’a dair)


Adaletin bu mu dünya?..
(Gaziantepspor’a dair)


Memlekette yaz saati ve Gaziantepspor dışında her şey geri geri giderken MASAK (Mali Suçları Araştırma Kurulu) tarafından birkaç ay önce başlatılan incelemelerin devamı niteliğinde Gaziantepspor nezdinde Kızıl Şirketler Grubu’na da gözaltı operasyonları düzenlendi. Ağzımızın tadı kaçtı…

Hâlbuki her şey 6 sezondur ne kadar da güzel gidiyordu. 

Celal Doğan tarafından cami avlusuna bırakılmış bebek misali Gaziantepspor’a Kızıl kardeşler sahip çıkmışlardı. O günden beri de kırmızı siyahlı takımımız şampiyonluktan şampiyonluğa koşuyor, takım kaptanları kupa kaldırmaktan helak oluyordu.

Küme düşme tehlikesinin artık esamesi dahi okunmuyor, Gaziantep’te “küme” ilkokulda derslerde yapılan bir faaliyetten başka bir anlam ifade etmiyordu ki onda da “düşme” diye bir şey yoktu zaten…

Celal Doğan Tesislerinde her yıl iyileştirme çalışmaları yapılıyor, tesisler Dubai’nin yedi yıldızlı otelleriyle yarışıyordu adeta… A takımın çalışacağı çim saha sayısı 5, alt yapınınki 15’i buluyordu.

Memleket futbolunda “istikrar” ve “başarı” sözcükleri Gaziantepspor’un adı ağıza alınmadan telaffuz edilemiyor, Gaziantepspor sevgisi Kamil Ocak’tan sokaklara, caddelere, parklara taşıyor; bir zamanlar İstanbul’un üç büyüklerine gönül vermiş olanlar, Hacibaba’ya gidip tövbe üstüne tövbe edip kırmızı siyah formanın aşkıyla yanıp tutuşuyorlardı.

Yurt dışında memleket futbolundan bahsedildiğinde Gaziantepspor adı hemen akla geliyor, birinci sınıf yabancı oyuncular transfer sezonunda üç büyükleri pas geçip Kamil Ocak çimlerinde kendilerini göstermek için birbirleriyle yarışıyorlardı.


Kalecinin kaplanı, defansın panteri, orta alanın piri, golcünün babası gibi sıfatlar Gaziantepspor on birinde yer alan oyuncular için sıkça kullanılıyordu.

Memlekette yabancı oyuncuların bonservisini ödemediği için UEFA’dan ceza üstüne ceza alan takımlar varken, Gaziantepspor her sezon şampiyonlar liginde ya da UEFA’da gruplara kalıyor; memleket puanına üç İstanbulludan daha çok katkıda bulunuyordu.

Takım kasası o kadar doluydu ki başka takımlara bedavadan oyuncular gönderiliyor, bonservis ücreti dahi istenmiyordu, maksat memleket futboluna katkı…

Takımın teknik kadrosu ve oyuncuları paralarını, primlerini zamanında alıyor; tesislerde çalışan personel Kızıl yönetimine Allah’ın her günü dua ediyor; takımın elektrik, su, yakıt borçları faturaların son ödeme tarihi beklenmeden ödeniyordu.

Alt yapıda Barcelona’nın La Masia’sı ile Real Madrid’in Castilla’sıyla yarışır hale geliniyor; Arsenal, Sporting Lizbon, Porto, Ajax, Lyon; hatta Alamanların alt yapı hocaları ve oyuncuları bizimkine gıpta ile bakıyordu.

Ah MASAK ah, ne yaptın sen?.. Ne kadar da güzel gidiyordu her şey…