31 Temmuz 2012 Salı

AKP’nin “Beşer” ile İmtihanı


AKP’nin “Beşer” ile İmtihanı


             “İnsan her zaman kahraman olamaz; ama her zaman insan olabilir.” demiş 1776’da Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’ni hazırlayanlardan biri olan Benjamin Franklin.
Birkaç inci de ülke siyasetimizin son 30 yılına damgasını vuranlardan:
* “Hiç kimse bana sağcılar adam öldürüyor dedirtemez.” Süleyman Demirel
* “Devlet için kurşun sıkan da yiyen de şereflidir.” Tansu Çiller
* “Müslümanlar soykırım yapmaz.” Recep Tayyip Erdoğan
*  *  *
2000 sonrası dönemde CHP üzerinden “solu" eleştiren bay çokbilmişler, “30 yıldır aynı zihniyet.” cümlesini kurup arkadan da alaycı gülümseme salarlardı etrafındakilere her zaman. Yukarıda yer verdiğimiz “madein Turkey” patentli üç Türk büyüğüne ait üç cümleye bakarak aynısını bugün AKP üzerinden “sağı” eleştirmek adına bizler söyleyebiliriz sanırım. Bu büyüklerimiz sayesinde katillerin iyisi, vatanseveri ve dindarı olduğunu da öğrenmiş olduk milletçe.
Ömer El Beşir…
Kendisi “yalnız ve güzel ülkem”in savunduğu katillerden sadece biri… Eğer Sayın El Beşir, Sudan değil İsrail başkanı olsaydı;  söz konusu olan Darfur değil Gazze olsaydı; yani Müslüman değil de Musevi olsaydı “one minunite” çoktan yemişti suratının ortasına ve bir daha da “tövbe” gelemezdi “güzel ve yalnız ülkemiz”e...
Şimdilerdeyse kebap ve baklava yemek için gelecekti ki AB ve ABD’nin baskıları, uluslararası örgütlerin tepkileri nedeniyle İstanbul’da düzenlenen İKÖ toplantısına katılmaktan vazgeçti. Böylece Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün gülümsemesinden mahrum kalmış oldu, yazık ki ne yazık!..
Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem.” diye başlayan  meşhur M.Akif Ersoy şiirini her yerde kullanan Sayın Erdoğan, Ömer El Beşir söz konusu olunca neden hoşgörü abidesi oluveriyor acaba?
Hemen aklımıza geliyor: Ömer El Beşir'in Sabra ve Şatilla kasabı Ariel Şaron’dan veya Bosna kasabı Radovan Karadziç’ten farkı nedir? Daha dün Gazze’deki insanlık suçları için -haklı olarak- Battal’ın oğlu nidasıyla aslan kesilip kükreyen AKP yönetenleri, bu adam karşısında neden esaslı bir tepki veremiyor?
Bir de Sayın Meclis başkanımız bakın ne buyurmuşlar: “Her şeyden önce halk tarafından seçilen bir cumhurbaşkanıdır, yargılanamaz!” Demek seçimle gelmiş olmak insanlık suçu işlemeyi caiz kılıyor. Allah’ım bu ne demokratlık!.. Bunu da öğrenmiş olduk böylece.
Evet, sevgili okurlar… Pek çok AKP’li Sudan’da işler yapıyor ve ihaleler alıyor. Sayın Başbakan Erdoğan’ın danışmanı Mücahit Arslan’ın babası olan AKP Diyarbakır milletvekili İhsan Arslan’ın da Sudan’da beton santrallerinden çeşitli inşaat malzemelerine kadar geniş bir ticari ağı var. Ayrıca duymuşsunuzdur, yakın geçmişte Kombassan’ın Afra marketler zincirinin açılışı yapıldı Sudan’da ve birçok önemli ziyaretçisi vardı bu açılışın AKP ve Türkiye cephesinden.
Devam ediyoruz Sudan aşkına:
Son olarak 17 Ekim 2009’da ise Tuskon (Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu) ticaret ve yatırım köprüsü kurulması amacıyla 150 işadamının katılımıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Tuskon’la Sudan’a giden Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi Eker, Türkiye'nin Sudan için stratejik bir ortak haline gelmesi gerektiğini belirterek “Sudan’la olan ticaret hacmimizi 3-4 yıl içerisinde 1 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz.” dedi.
Aynı zamanda konuya ilgili çevrelerce bilindiği üzere Sudan, 84 milyon hektar ekilebilir verimli araziye ve dünyanın en büyük 3. gaz rezervine sahip…
Son dönemde bizim AKP’liler belli ki birilerinin gazıyla bu gaz işlerine bayağı kafa yorar oldu. Belli ki Sudan’daki bu Allah vergisi kaynaklar özellikle İslami sermayenin iştahını kabartıyor.
Son bilgi:
Sudan’la ekonomik ilişkilerin bir parçası da bu ülkede açılan “cemaat okulları”. Saf saf sormayın Allah aşkına “Hangi cemaatin okulları?” diye… Örneğin, 2007 yılında meşhur cemaatimizle ilişkili Manisalı bir grup iş adamının yaptırdığı ve rivayete göre 52 tır ile Sudan’a taşınan prefabrik Türk okulu, dönemin Meclis Başkanı Sayın Bülent Arınç eşliğinde hizmete sokuldu. Bu aynı cemaate ait Sudan’daki ikinci okul… Sudanlı din kardeşlerimize hayırlı olsun!..
1989’da askeri darbeyle iktidara gelip şeriat ilan eden ve bizdekine benzer yöntemlerle kendini devlet başkanı seçtiren Ömer El Beşir’in 108 ülkeye girişi yasaklanmış olduğu halde bu soykırımcı lideri Türkiye’ye davet etmek, gelişine izin vermek ve yaptıklarından dolayı hiçbir tepki göstermemek… Bu durum, sanırım, yukarıdaki bilgilerden sonra daha da anlaşılır hale gelmiştir.
Sözün özü:
Katillerin fendi, para sevicileri dize getirdi. Ayrıca daha kendi içimizdeki “devletlü” katillere yaptırım uygulayamadığımız/uygulamak istemediğimiz için de bizim demokrasi tarihimiz açısından normal bir durum bu… Belli ki demokrasi adına daha çok ekmek yememiz gerekecek.

NOT: Bu yazı, 12.11.2009 tarihinde Gaziantep 27 gazetesinde yayımlanmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder