2 Ağustos 2012 Perşembe

Amerika Türkiye’yi Bölecek (mi?)


Amerika Türkiye’yi Bölecek (mi?) 
(Hasan Küçük)

      Başlıktaki klişe ifade Türk siyasi hayatının sağından soluna, muhafazakarından liberaline, laikinden müslümanına değişmez mottosu ve uzlaşı noktası cümlelerden biridir. Ne zaman Kürtler hakkında herhangi bir kazanım yönünde emare belirse masaya sürülen ezber cümlelerden biridir. Arkasında bir toplumun düşünme alışkanlığı yatmaktadır. Söz konusu olan özlü sözleri felsefe yapma sanan, twitterda 140 karakterle yazılan bir aforizma ile hayatı, evreni, doğayı ve tarihi açıkladığını sanan bir toplumun felsefe yapamama biçimdir aslında. Yıllar önce ileri sürülen ‘Türkçe bir felsefe dili değildir’önermesini doğrulayan bir yaşamı algılama biçimidir karşı karşıya olduğumuz. Gerçi iş hayatına girdiğimden beri karşılaştığım üstün diyalog örneklerinden sonra ‘Türkçe bir iletişim dili de değildir’ şeklinde güncellemiş bulunmaktayım söz konusu mottoyu bahsettiğim düşünme tarzının yılmaz bir takipçisi olup yeni bir örneğini sunarak.
     Her neyse diyerek bu yazılamayı yapmama neden olan konuya girmek gerekirse Suriye Kürtleri ile ilgili olarak ortaya çıkan gelişmeler devletin en üst katından toplumun en ücra köşesindeki insana kadar yine o derin siyasal analizi kullanıma sürdü. ‘Suriye filan hikaye, Amerika bizi bölecek’ ile somutlaşan ve altında kendini herşeyin merkezine koyan narsizm ve derin travmatik paranoyalar gibi psikolojik faktörler yatan ezber mottonun bu yönlerini göz ardı ederek reel-politik karşılığı var mı ona değinmek istiyorum.
      ABD’nin politikasına yön veren gerek sermaye mantığının gerekse kendi ülkesel politikasının gerektirdiği mantığın çıkarlar sistemini ele alırsak bugün ABD’nin Türkiye’nin bölünmesinden herhangi bir maddi çıkarı bulunmamaktadır, zaten manevi çıkarlarına göre de hareket etmeyeceğini varsayarsak ortada bizi bölmeye çalışıyorlar mağduriyeti yaratmanın zırvadan başka bir anlamı kalmamaktadır. Bu denli ABD ile bütünleşmiş, onun bölgede yıkılan imajı ve kendi iç siyasetinde Irak savaşının oluşturduğu tepkilerle uygulamaya koyamadığı beyzbol sopalı politikalarının sözcülüğünü yapan bir ülkeyi bölmek en hafif tabirle ABD için kendi ayağına kurşun sıkmak olacaktır. ABD kendisine bu kadar sadık ve eklemlenmiş bir ülkeyi olsa olsa büyütmek isteyecektir. Burada geçerli olan ABD’nin ne Türk ne de Kürt yandaşlığı ya da karşıtlığıdır. Aktüel olarak reel politikanın gerektirdiği kendi egemen pozisyonunu sürdürme gayretidir.

Zaten politika da ne düne ne de yarına ait bir şeydir. Tam olarak bugünü yönetme ve güncele hükmetme biçimidir gerek sermaye gerekse devletler açısından. Peki bu kadar net fotoğrafa rağmen bu ezber söylem nasıl bu kadar popülerleşip kabul görebilmektedir. Bunun cevabı da ‘Türk sorunu’ denilen 200 yıldır çözemediğimiz sorunun cevabında gizli olabilir. Yukarıdaki harita mı? O da en az Amerika, Türkiye’yi bölecek kadar reel-politikten uzak bir fantezi çalışması. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder