16 Aralık 2012 Pazar

21.Yüzyılda Sınıf


21.Yüzyılda Sınıf

İsveçli sosyolog Göran Therborn’ün New Left Review dergisinin Kasım-Aralık döneminde yayınlanan son sayısında “21.Yüzyılda Sınıf” başlığıyla yayınlanan kapsamlı yazısını bire bir çevirme fırsatım olmasa da ve özet geçmenin yazıya haksızlık olacağını  düşünsem de günümüz toplumsal hareketlerini anlamak için önemli tespitler içerdiğinden anekdotlar şeklinde aktarmak istedim:

 v  20. yüzyıl işçi sınıfının çağıydı. O kadar ki sadece sol değil, sağ politikalar bile işçi sınıfının bu hegemonik konumundan etkilenmek durumda kaldı. Öyle ki solun en büyük rakipleri dahi Almanya’da, İtalya’da işçileri içine alan korporatist örgütlenmelere girişirken, sağ kanat sanatçılar bile işçi sınıfı eksenli sanat eserleri ortaya koyuyorlardı.

 v  İşçi hareketlerinin gelişmesi ve beraberinde gelişen devrimler Avro-Amerikan kolonyalizm ve ırkçılığı geriletirken, bu bölgelerde sosyal hakların da gelişmesi gibi çok önemli sonuçlara yol açtı. Marks’ın üretici güçler toplumsallaşırken, üretim ilişkilerinin bireysel mülkiyette kalması diye adlandırdığı büyük diyalektik çelişki, ulaşım, iletişim, temel doğal kaynaklar gibi sektörlerin kamulaştırılması yoluyla bertaraf edilmeye çalışıldı. Ayrıca gelişen işçi hareketleriyle, işçi sınıfının sermayeye karşı güçlenmesiyle üretim Avro-Amerikan bölgesinden Asya’ya kaydırıldı.

 v  20. yüzyılda gelişmiş ülkelerde ulus içi sınıfsal farklar azalırken, uluslararası büyük gelişmişlik farkı ortaya çıkmıştı. 21. yüzyılda ise bu tersine döndü. Uluslararası gelişmişlik farkı azalırken, ulus içi sınıfsal farklar tekrar arttı.

 v  Orta sınıf tanımı çok genişlerken bu sınıfa dayalı toplumsal hareketler de gelişti. Ancak bu sınıfın duruma göre şekillenen “kalıtsal” tutumları nedeniyle bu hareketlere otomatik olarak demokratik ya da anti-demokratik hareketler denilemez.

 v  21. yüzyılda sınıf yapısal bir kategoriden çok; sömürülen, dezavantajlı tüm kesimleri içeren ortak bir alan olarak şekillenmektedir. Herhangi bir sınıfa öncü rol vermekten çok, toplumsal hareketler arası ittifaklar önemli olacaktır. Ancak sınıf temeli olmayan en gelişkin toplumsal hareketler bile modern kapitalizmin eşitsizliklerinin üstesinden gelme kapasitesine sahip değildir.

 v  Günümüzde toplumsal yapıya baktığımızda yeni yüzyılın toplumsal karakteri henüz netleşmese de 4 temel sosyal hareket biçimi görmekteyiz:

1)    Küreselleşmiş orta sınıf tüketiciliği,

2)   Orta sınıfa dayalı politik isyanlar,

3)   Asya temelli endüstriyel sınıf mücadelesi,

4)   Heterojen toplumsal sınıfların hareketleri


 v Günümüzün sosyal hareketleri “denizyıldızı” misali çok başlı hareketlerdir. Ancak hiyerarşinin olmaması bu hareketleri kendiliğinde ilerici-demokrat yapmayacaktır. 20. yüzyıldan miras örgütlenme tarzları çökse de, kollektif tartışma ve bireysel otonomiye dayalı politik kültür önemini korumaktadır. Ayrıca Mısır örneğinde görüldüğü üzere örgütsüz kitleler devrimi yapsa da, Müslüman Kardeşler gibi eski tarihlere dayanan  örgütlenmeye sahip bir yapı orta vadede devrimin galibi olarak gözükmektedir.

 v Günümüz sosyal hareketleri redcilik ve pragmatizme dayanmaktadır. Redcilik bu hareketlere Occupy hareketinde görüldüğü gibi militan bir karakter vermekte iken, pragmatizm ise İspanya eylemlerinde görüldüğü üzere kuşaklar arası dayanışma ve kitleselleşme esnekliği sağlamaktadır.

 v  20. yüzyıl işçi hareketi ve solu Avrupa merkezliydi. Bu miras silinmedi; fakat  özgürlük, kalkınma ve adalet için artık bir perspektif sağlamıyor ve merkezi rol oynamıyor. Güncel olarak Latin Amerika dışında ortaya çıkan bir merkez de yoktur. Sınıfsal hareketlerin yoğunlaştığı Asya da önemli bir merkezi rol oynayabilir. Bu yeni merkez arayışlarına rağmen, yeni gelişecek sol, yüksek ihtimalle de-santralize olacaktır.

 v  Son olarak soğuk savaşın bitişi iddia edildiği gibi ne barış getirdi ne de sömürü ve emperyalizmi bitirdi. Bunlar devam ettiği sürece tepki olarak gelişecek toplumsal hareketler de gelişecektir. 21. uüzyılda da sınıf temelli hareketler kesinlikle hayati önemde olacaktır. Belirsiz olan bu hareketlere ana karakterini verecek olanın yeni orta sınıflar mı olacağı; yoksa daha yoksul halk kesimlerinin oluşturduğu plebiyen sınıflar mı olacağıdır. 
     
    Çeviri: Hasan KÜÇÜK

    
     Kaynak: http://hasan2017.tumblr.com/post/37898543678/21-yuzy-lda-s-n-f



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder