6 Aralık 2012 Perşembe

Bizim Büyük Çaresizliğimiz: Gaziantepspor (2)


Bizim Büyük Çaresizliğimiz: 
Gaziantepspor (2)
2. Bölüm:
İbrahim Kızıl yönetiminin bırakma zamanı geldi de geçiyor. Neden mi?..
Birçok sebep sayılabilir; ama bizim için en önemli sebepler şunlar:
1)  Takım, kendi taraftarı nezdinde sevimliliğini yitirdi; tıpkı Yıldırım Demirören’in Beşiktaş’ı gibi… Takıma AŞK’la bağlı olanlar dahi Kamil Ocak’a ayaklarını süre süre gider oldu. Kızıl yönetimi (ailesi), 6 sezonluk dönemdeki kombine bilet satışlarını yıl yıl açıklayıp bir istatistik verebilse kamuoyuna keşke…
      Gerçi gerek yok, tribüne her gidişimizde farazi bir yoklama çekiyoruz ve mum gibi eridiğini görüyoruz Kamil Ocak tribünlerinin…
      Koskoca İstanbul’da Gaziantepspor, GS ile maç yapıyor ve İstanbul’da Gaziantepliler Derneği olduğu halde rakip taraftara ayrılan tribünlerdeki Gaziantepli taraftar sayısı 8… Yazıyla sekiz…
      Gençlik 27 de bütün bu olup bitenler karşısındaki sessizliği ile Antep taraftarı/seyircisi nezdinde sempatisini/desteğini yitiriyor gün geçtikçe. Gençlik 27’ye karşı bağımsız duruşlarıyla yeni taraftar grubu “Free Falcons” grubu kendini var etmeye çalışıyor. Grubun bağımsız ve özgün duruşu önemli… Bakalım, gelişimleri ve tribünlere katkıları ne düzeyde olacak?..
2) Takımın istikrarsızlığından/başarısızlığından dolayı 6 sezonda 12 teknik adam ve onlarca da futbolcu gitti. Artık, Gaziantepspor yönetimi adına da kan değişikliğine ihtiyaç var. “100 milyon dolarlık takım yarattık.” diye twitter aleminde mesaj atanlara, “Oyuncularının, tesislerindeki emekçilerin maaşlarını, paralarını niye vermiyorsun peki diye sormazlar mı?..”
3) Bu şehir, bu taraftar kitlesi ile Kızıl yönetimi/ailesi arasında ciddi bir GÜVEN sorunu yaşandı ve kapanması zor görünüyor. 6 sezonluk dönemde “golcünün babasını getireceğiz” sözleri, “futbolun profesörü olduk” iddiaları, “bu sezon hedef kupa” lafları…
Altı doldurulamayan bu boş sözlerin ötesinde, Celal Doğan tesislerinin ödenmeyen faturalarından dolayı elektrik ve suyunun kesilmesi rezaleti, bu yaz Kızıl ailesinin takımın paralarını kendi hesaplarına aktardıklarına dair yapılan suçlamalar, cezaevi süreci ve mahkemeler… Daha ne olsun ki?..
William Shakespeare’in dediği gibi: “Güven ruh gibidir, terk ettiği bedene asla geri dönmez.” Beyler, İSTİFA edin…

4) 22 yıldır bu takım Türkiye’nin en üst liginde mücadele ediyor ve ortalıkta ne bir kupa ne de bir şampiyonluk var, maalesef… Son 6 sezonun günahı Kızıl ailesine ait, bundan kaçamazlar…
Sizler de bilirsiniz ki başarı için "istikrar" şart ve takımdaki tek istikrar Kızıl ailesi… Bu arada hatırlatmakta fayda var: Gaziantepspor, UEFA tarafından Avrupa kupalarından 1 yıllığına men edilmişti, Kızıl yönetiminin işgüzarlığından dolayı…
Bu arada diğer “yöneticileri” gören, duyan, bilen var mı?..
5) Bir de tabii ki Kızıl ailesinin üslubu… Bulunduğu makamın / yerin hala farkında ol(A)mayan Gaziantepspor Başkanı’ndan ve Mehmet Kızıl’dan bol küfürlü “inciler” kamuoyunun kanıksadığı bir durum oldu. Ağzınızdan laf çıkarken bulunduğunuz yeri, makamı düşünerek konuşmaz mısınız?
Gaziantepspor başkanısınız, dolayısıyla hem takımı hem Gaziantep şehrini temsil ediyorsunuz. Kamuoyunun önünde amiyane tabirle “kahve” ağzıyla konuşmak, yorumlar yapmak, seviyeyi bu kadar aşağıya çekmek neyle açıklanabilir ki?.. Edep yahu!..
Yukarıdaki sebepler elbette çoğaltılabilir; ama İbrahim Kızıl yönetiminin miadının dolduğuna dair bu emareler de kâfi… Sanal alemdeki bilgilere bakarak yönetimi eleştirdiğimiz iddiaları da son süreçteki Serdar Kurtuluş ve Hikmet Karaman’ın yaptığı açıklamalardan sonra gülünç… Ayrıca, sanal âlem dedikodular ile hareket edildiğini söylemek, tüm Gaziantep taraftarını ve tüm şehri aptal yerine koymak değil midir?..

Daha önceki yazılarımızda da vurguladığımız gibi, bizim için esas olan tek şey: GAZİANTEPSPOR'un başarısı... Takımın doğru dürüst yönetilmesi… Kurumsal bir kimlik kazanması… Gerisi teferruat, gerisi hikâye…
Sonuç olarak futbola, Gaziantepspor’a ve Kızıl yönetiminin İSTİFA edip gideceğine dair umudu büyütmeden memleket futboluna dair şu “hakikatleri” hatırlatıp bitirelim: 
Spikerin Beşiktaşlı Ahmet Yıldırım'a sorduğu “2-1 yenildiniz ne düşünüyorsun?” sorusuna, “Maç 2-2 bitti." cevabını alalının üzerinde 8 yıl geçerken, Manisaspor - Bursaspor maçında hakem Metin Tokat'ın başına bir paraşütçü düşeli 7 yıl olmuşken, böylesine absürtlüğe meyilli bir futbol ikliminin hüküm sürdüğü memlekette, 8 yılda Beşiktaş’ı maddi-manevi komaya sokup “şike” tantanasındaki toz dumandan yararlanıp kapağı TFF başkanlık koltuğuna atan Yıldırım Demirören’ler ve onun türevi niteliğindeki İbrahim Kızıl’lar tükenmez…
Mustafa Kemal’den aşırma/devşirme bir sözle bitirelim: “Biz başkanın zeki, çevik; aynı zamanda ahlaklı olanını severiz…
Not: Bu yazının sahibi, bunca zamandır emeğinin karşılığını alamadan Gaziantepspor’a hizmet eden teknik yönetime, futbolculara ve tesislerdeki emekçilere bir Gaziantepspor taraftarı olarak teşekkürü bir borç bilir…

Yazının 1. bölümü için: 
http://betonaliharikalardiyarinda.blogspot.com/2012/12/bizim-buyuk-caresizligimiz.html

3 yorum:

  1. Mehmet Yasin - 06.12.2012 14:20:06

    Değerli kardeşim, eline kalemine sağlık, harika bir üslupla ve objektif değerlendirme yapmışsınız, daha evvel Sadık Karakan'ın da bir roportajını okumuş ve etkilenmiştim. Ama sıkıntı sizin bu akademik üslubunuzun kim tarafından anlaşılıp yorumlayacağıdır. Kızıl; her cümlesinde bir takım şerefsizler diyor, yani sözüm ona onun değerlendirmesiyle bu kervana sizde katılmış oldunuz. Berberler gazeteciliğe soyunmuş diyor, adamın kendinden haberi yok. Kendisi hangi geçmişi ile spor yöneticisi olmuş.

    YanıtlaSil
  2. s.b - 07.12.2012 16:46:31

    sayın ibrahim kızıl artık gaziantep sporu gerçek sahiplerine teslim etme vaktidir

    YanıtlaSil
  3. Ali Ece

    Merhabalar Fırat

    yazıyı yeni okuma fırsatı buldum

    tek diyeceğim keşke her takımın senin gibi bir aydını olsa!

    YanıtlaSil