6 Aralık 2012 Perşembe

Bizim Büyük Çaresizliğimiz: Gaziantepspor (1)


Bizim Büyük Çaresizliğimiz:
Gaziantepspor (1)
  
     1. Bölüm:
Merhum 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın “Bu kış gelecek.” deyip de 50 yıldır bir türlü gel(e)meyen “Komünizm tehlikesi”ne karşı sürekli el tetikte bekleyen bir tayfa var ya bu memlekette… İşte bu tayfayı, İbrahim Kızıl yönetiminden “başarı” bekleyenlere benzetiyorum: “Bu sezon kupa gelecek, takım başarılı olacak.” Şairin dediği gibi: Beklemek, Türkçenin en uzun fiili… 
Yaklaşık altı ay önce Gaziantep’teki bir AVM’de yabancı oyunculardan biriyle karşılaşıp ayaküstü sohbet etmiştik takımın durumuna dair ve o günlerde ondan öğrendiğimize göre futbolculara ödemeler düzenli yapılmıyordu ve oyuncu da gitmeyi düşündüğünü söylemişti. Nitekim son iki aydır da Gaziantep kamuoyunda bu durumun dedikodusu yapılıyor, takımın aldığı “istikrarsız/dengesiz” sonuçlar buna bağlanıyor; hatta oyuncuların ve teknik kadronun “kendini göstermek için” maç seçtiği yorumları yapılıyordu.

Nihayetinde, geçen hafta Serdar Kurtuluş’un basın açıklaması ülke futbol gündemine bomba gibi düşmüş olsa da Gaziantepspor’u yakından takip eden bizler açısından malumun ilanından başka bir şey değildi. Duman olan yerden ateş bir kez daha çıkmıştı, işte…

Sonrasında İbrahim Kızıl yönetimi (ailesi demek daha doğru olacak, sanırım) kamuoyunun merakla beklediği “gerekli” açıklamayı yapınca her zamanki gibi “rahatladık.”

Problem yoktu, her şey yolundaydı, abartılacak bir durum mevzu bahis değildi, bir iki küçük aksaklık vardı. Futbolcular 8 aydır para alamadıklarını, sözlerin yerine getirilmediğini, çek ve senetlerin karşılıksız çıktığını söylemişlerdi ya basın açıklamasında, gençler işte, durumu biraz abartmıştı, hepsi bu…

Teknik adam Hikmet Karaman hem İstanbul BB hem de GS maçı sonrası yaptığı basın toplantılarında, “Futbolu sevk ve idare edecek adam gibi birileri yok mu, Allah aşkına” derken, “Patlama noktasına geldim, vidaları sıkıyorum şimdilik… Her şeyi açıkladıktan sonra teknik adamlık mesleğimi bırakmayı düşünüyorum.” diyordu ya, kafası iyiydi büyük ihtimalle…
 
Futbolcular ve teknik adam bunları söylerken, aklımıza “Göğsüm daralıyor, yüreğim kanıyor, olmasaydı sonumuz böyle.” diyen Ahmet Kaya şarkısı geliyor. 
Belli ki İbrahim Kızıl yönetimi ile bu takımın bir arpa yol kat etmesi mümkün değil işte…
6 sezondur olup biteni hatırlayın bir kez daha: Her sezon iki üç teknik adam değişikliği, yapılan “iyi transferler”in takımda bir türlü, iki sezon üst üste oynayamaması… Her sezonun ilk yarısında rezalet bir performans, sonra devre arasında sezonu kurtarmak adına (koltuğu kurtarmak diye de okuyabilirsiniz) ara transferde birkaç iyi oyuncu, sezonu ilk 10’da tamamlamanın “dayanılmaz mutluluğu…”
İbrahim Kızıl yönetiminin bırakma zamanı geldi de geçiyor. Neden mi?..
Yazının 2. bölümü için: 

http://betonaliharikalardiyarinda.blogspot.com/2012/12/bizim-buyuk-caresizligimiz_6.html

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder